Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Ana Sayfa 4.06.2026 1634 Görüntüleme

Üvey Babam Ben Okuyabileyim Diye Herşeyini Feda Etti

2 / 2

Bölüm 2
“…O, onun öz babasıdır.”

Dizlerimin bağı çözüldü.

Belge elimden kayıp yere düştü.

Aylar önce, Ramazan Amca hastalandığında doktorlar bazı genetik testler istemişti. Hastanede işlemleri ben takip ederken tesadüfen eski kayıtlar ortaya çıkmıştı.

Önce bir hata olduğunu düşündüm.

Sonra ikinci test yapıldı.

Ardından üçüncü.

Sonuç hiç değişmedi.

Ramazan Amca benim üvey babam değildi.

O benim öz babamdı.

Annem gençken onu sevmişti.

Ama aile baskısıyla başka biriyle evlendirilmişti.

Yıllarca bana biyolojik babam diye tanıtılan adam aslında babam değildi.

Gerçek babam, annemi kaybettiğinde hiçbir şey söylemeden geri dönmüş ve beni büyütmüştü.

Ne hakkını istemişti.

Ne gerçeği anlatmıştı.

Ne de kendisini baba diye kabul ettirmeye çalışmıştı.

Sadece yanımda olmuştu.

Çünkü beni seviyordu.

Camideki bankta oturup ağlayan yaşlı adama baktım.

Bir anda çocukluğumdaki bütün anılar gözümün önünden geçti.

Kış gecelerinde üzerime örttüğü battaniye.

Hasta olduğumda sabaha kadar başımda bekleyişi.

Üniversiteye giderken otobüsün arkasından el sallayışı.

Ve kan verip bana aldığı kitaplar…

O an kalbimde bir şey kırıldı.

Arabadan fırladım.

Koşmaya başladım.

— Baba!

Ramazan Amca başını kaldırdı.

Gözleri kıpkırmızıydı.

Beni görünce hemen gözyaşlarını silmeye çalıştı.

— Oğlum, merak etme. Seni bir daha rahatsız etmeyeceğim.

Sözlerini bitiremedi.

Çünkü ona sarılmıştım.

Çocuk gibi.

Yıllarca içimde tuttuğum bütün duygularla.

— Affet beni baba…

Omuzlarım sarsılarak ağlıyordum.

— Affet beni…

Şaşkınlıkla bana baktı.

— Neyi affedeceğim oğlum?

Titreyen ellerimle zarfı uzattım.

Önce ameliyat evraklarını gördü.

Sonra tapuyu.

Sonra DNA raporunu.

Yüzündeki renk bir anda değişti.

Ellerinin titremesi arttı.

Belgeyi tekrar tekrar okudu.

Sonunda dudakları titredi.

— Demek öğrendin…

Sesinde yılların yorgunluğu vardı.

— Neden söylemedin bana?

Başını eğdi.

— Çünkü seni kaybetmekten korktum.

Bir insanın gözleri aynı anda hem bu kadar mutlu hem de bu kadar üzgün olabilir miydi?

— Eğer gerçeği öğrenirsen bana kızarsın sandım.

— Ben sana nasıl kızabilirim?

Dizlerinin önüne çöktüm.

— Bana hayatımı verdin.

Ramazan Amca ilk kez hıçkırarak ağladı.

Yetmiş yaşındaki bir adam.

Yıllarca herkese güçlü görünmeye çalışan bir adam.

Ve o gün, ilk kez oğlunun kollarında ağladı.

Ameliyat başarılı geçti.

Doktorlar birkaç ay sonra tamamen iyileşeceğini söylediler.

Yeni evine taşındığı gün bütün mahalle geldi.

Komşular.

Eski arkadaşları.

Beni çocukken tanıyan insanlar.

Herkes aynı şeyi söylüyordu:

— Ramazan bunu hak etti.

Ama asıl sürpriz o gün yaşandı.

Bahçede kurulan uzun sofranın başında ayağa kalktım.

Elimde mikrofon vardı.

Ramazan Amca şaşkınlıkla bana bakıyordu.

— Hayatım boyunca sana teşekkür etmeye çalıştım ama hiçbir zaman doğru kelimeleri bulamadım.

Sessizlik çöktü.

— Bugün buldum.

Cebimden bir belge çıkardım.

Noter evrakı.

— Bundan sonra soyadım değişiyor.

Ramazan Amca’nın gözleri büyüdü.

— Artık ben Yusuf Yılmaz değilim.

Sesim titriyordu.

— Ben Yusuf Ramazan Demir’im. Çünkü dünyada taşıyacağım tek soyadı, bana hayat veren adamın soyadıdır.

Bahçede ağlamayan kimse kalmadı.

Ramazan Amca ayağa kalktı.

Bana doğru yürüdü.

Ve yıllar önce üniversiteyi kazandığım günkü gibi bana sarıldı.

— Sen zaten hep benim oğlumdun.

Aradan üç yıl geçti.

Bir sonbahar sabahı, evinin verandasında birlikte çay içiyorduk.

Torunlarım bahçede oynuyordu.

Ramazan Amca onları izleyip gülümsüyordu.

Yüzünde huzur vardı.

Birden bana döndü.

— Oğlum.

— Efendim baba?

— Artık gözüm arkada kalmayacak.

O gün öğleden sonra, sevdiği koltuğunda sessizce uykuya daldı.

Ve bir daha uyanmadı.

Yüzünde bir tebessüm vardı.

Sanki sonunda bütün yüklerinden kurtulmuştu.

Cenazesinde binlerce insan vardı.

Ama beni en çok etkileyen şey mezar taşındaki yazı oldu.

Onu ben seçmiştim:

“Kan bağı insanı baba yapmaz.
Fedakârlık, sevgi ve emek yapar.

Burada gerçek bir baba yatıyor.”

O gün mezarının başında ağlamadım.

Çünkü bazı insanlar öldükten sonra gitmezler.

Bir çocuğun karakterinde,

bir ailenin sevgisinde,

ve geride bıraktıkları iyiliklerde yaşamaya devam ederler.

Ramazan Amca da öyle yaptı.

Bana kanını verdi.

Hayatını verdi.

Ve sonunda bana, bir insanın bırakabileceği en büyük mirası bıraktı:

Nasıl baba olunacağını.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım |
Telefon
WhatsApp