DOLAR
Alış: 45.87
Satış: 46.06
EURO
Alış: 53.37
Satış: 53.59
GBP
Alış: 61.63
Satış: 62.08
Kocam beni evden yaklaşık 50 kilometre uzakta, yol kenarında bırakıp gitti
- Kocam beni evden yaklaşık 50 kilometre uzakta, yol kenarında bırakıp gitti—ama bir park bankında oturan yaşlı bir kadın, onun yaptığına pişman olmasını sağlamama yardım etti. Tartışmanın ardından kocam kapıyı sertçe çarptı, bana öfkeyle baktı ve “EVE NASIL DÖNECEĞİNE BAKALIM!” diye bağırdı. Sonra araba hızla uzaklaştı; lastiklerin sesi asfaltı yırtar gibi çıktı, arka stop lambaları virajda kayboldu. Bir alışveriş merkezinin yakınındaki kaldırımda öylece kalakaldım. Ne cüzdanım vardı, ne telefonum, ne de bir aracım. Sadece onun sözleri kulaklarımda yankılanıyordu. Bir süre sonra, kenarları çatlamış eski bir park bankına çöktüm. Gözyaşlarım sessizce akarken, panik boğazımı buz gibi sıkmaya başladı. On dakika önce arabada hararetle tartışıyorduk. Şimdi ise eve 50 kilometre nasıl döneceğimi düşünüyordum. Yalnız olmadığımı fark etmem zaman aldı. Bankın diğer ucunda bir yaşlı kadın oturuyordu. Yetmişli yaşlarında olmalıydı. Üzerinde temiz, koyu renk bir palto vardı; gözlerinde büyük güneş gözlükleri… Birden, sakin ama sert bir sesle konuştu: — “Ağlamayı kes. Gözyaşı hiçbir şeyi çözmez.” Ses tonu beni irkiltti. Acımasız değildi—sadece kendinden emindi. Sonra ekledi: — “Bugün onun pişman olmasını ister misin?” Duyduklarıma inanamayarak ona baktım. Başını yavaşça bana çevirdi. Gözlüklerinin arkasındaki bakışı okuyamıyordum. — “Birazdan torunum gibi davran,” dedi. — “Bana güven. Seni burada bıraktığına pişman olacak. Hem de çok yakında.” Neredeyse gülecektim—ya da daha çok ağlayacaktım—hangisi olduğunu ben de bilmiyordum. Tam cevap verecekken, uzaktan bir motor sesi duydum. Siyah, lüks bir sedan yanımıza yanaştı. Yaşlı kadın atkısını düzeltti, dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu. — “Tam zamanında,” diye mırıldandı.. Siyah sedan durduğunda içimde garip bir ürperti dolaştı. Camlar koyu renkliydi; içini göremiyordum. Arabanın motoru hâlâ çalışıyordu, derinden ve sakin… Yaşlı kadın ayağa kalktı, bastonuna yaslandı ve bana kısa bir bakış attı. “Unutma,” dedi fısıltıyla, “korkmuş gibi davranma. Kırılmış ol, ama güçlü dur.” Arka kapı açıldı. Takım elbiseli, kır saçlı bir adam indi. Yüzünde ciddi ama yumuşak bir ifade vardı. Yaşlı kadına doğru hızla yürüdü. “Babaanne,” dedi endişeyle, “seni her yerde aradık. İyi misin?” Yaşlı kadın bir anda rolüne girdi. Sesi titredi, omuzları çöktü. “İyiyim evladım,” dedi. “Ama torunum bugün çok zor bir gün geçirdi
- Adam bana döndü. Yüzündeki ifade değişti. Şaşkınlık, öfke ve merak aynı anda belirdi. “Ne oldu?” diye sordu. Yaşlı kadın derin bir nefes aldı, sanki yıllardır biriktirdiği bir hikâyeyi anlatacak gibiydi. “Bu kızcağız,” dedi, “kocası tarafından yol kenarında bırakıldı. Parasız, telefonsuz… Bir başına.” Adamın çenesi kasıldı. “Kim?” dedi kısa bir sesle. Yaşlı kadın, sanki çok basit bir şey söylüyormuş gibi ekledi: “Adı önemli değil. Ama yaptığı şey önemli.” O an anladım: Bu bir tesadüf değildi. Bu kadın sadece yaşlı biri değildi. Planlıydı. Hazırlıklıydı. Ve belli ki sözü geçen biriydi. Adam bana ceketini uzattı. “Üşüyor musun?” diye sordu. Başımı salladım. Gerçekten üşüyordum. Sadece havadan değil… Yaşadıklarımdan. Arabanın içine oturduğumuzda yaşlı kadın ön koltuğa geçti. Adam sürücüye kısa bir talimat verdi, sonra bana döndü. “Bize her şeyi anlat,” dedi. Ve anlattım. Tartışmayı, bağırışları, kapının çarpılışını, yol kenarında bırakılışımı… Sesim birkaç kez titredi ama durmadım. Çünkü ilk defa biri gerçekten dinliyordu. Yaşlı kadın gözlerini kapatmıştı. Ama yüzündeki ifade sertti. “Böyle adamlar,” dedi yavaşça, “gücü kontrol etmek sanır. Ama asıl güç, sonuçlarla yüzleşebilmektir.” Telefonu çantasından çıkardı. Eski model ama ağır bir telefondu. Bir numara çevirdi. “Kemal,” dedi. “Evet benim. Bir plaka yazıyorum. Bu adamı bul.” Sonra telefonu kapattı ve bana baktı. “Merak etme,” dedi. “Kimseye zarar gelmeyecek. Ama kimse de yaptığının yanına kâr kaldığını sanmayacak.” O an ilk kez ağlamadım. İçimdeki panik yavaş yavaş çözülüyordu. Yarım saat sonra arabamız büyük, ışıklı bir binanın önünde durdu. İçerisi kalabalıktı. İnsanlar girip çıkıyor, güvenlik görevlileri koşturuyordu. Meğer yaşlı kadın, bölgede sözü geçen, hayır işleriyle tanınan bir aileye mensupmuş. Torunu dediği adam da bir avukattı. Bir süre sonra telefon tekrar çaldı. Adam açtı, dinledi ve başını salladı. “Bulundu,” dedi. “Yakındaki bir akaryakıt istasyonunda.” Yaşlı kadın gözlüğünü çıkardı. İlk kez gözlerini net gördüm. Yorgundu ama keskin… “Şimdi,” dedi, “iki seçeneği var. Ya hatasını anlayacak… ya da anlaması için yardım alacak.” Ben bir şey demedim. Çünkü artık mesele intikam değildi. Mesele, benim bir daha asla böyle hissetmememdi. Gece ilerledi. Bana sıcak bir çorba verdiler, üstümü değiştirmem için kıyafet buldular. Kimse beni sorgulamadı, kimse suçlamadı. Sadece “Buradasın, güvendesin” dediler. Sabaha karşı yaşlı kadın yanıma geldi. “Hayatta bazen,” dedi, “en karanlık anda bir bankta oturursun. Ve sanırsın ki her şey bitmiştir. Ama bazen o bank, yeniden başlamanın yeridir.” Kocam beni aradı mı? Evet. Defalarca. Mesaj attı mı? Attı. Ama artık cevap vermedim. Çünkü o gece şunu öğrendim: Birinin seni yarı yolda bırakması, senin değersiz olduğunu göstermez. Ama senin ayağa kalkman, onun neyi kaybettiğini gösterir. Ve o yaşlı kadın… O sadece bana yardım etmedi. Bana, bir daha asla birinin beni yol kenarında bırakmasına izin vermeyeceğimi öğretti.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Galeriler
-
Büyükbabam öldükten sonra, bana tavan arasındaki gizli bölmesinin anahtarını verdiler
-
Babası Oğluna Ders Vermek İstedi Köyden Bir Kızla Evlendirmek İstedi Ama Umadığı Şey Başına Geldi
-
Şimdi 44 yaşında bir adamım. Ve son 7 yıldır, biyolojik olarak bana ait olmayan 10 çocuğun babalığını yapıyorum.
-
Yetmiş bir yaşındaki bir dul kadınla para ve başımı sokacak bir çatı uğruna evlendim
-
Bizi evden çıkarmak için bodruma kilitlediler, ama eşim kulağıma fısıldadı
-
Kızım bana bağırarak, sadece acıdıkları için bana katlandıklarını söyledi.


