DOLAR
Alış: 45.35
Satış: 45.53
EURO
Alış: 52.77
Satış: 52.98
GBP
Alış: 60.48
Satış: 60.93
Ben daha yeni 20 yaşına girmiştim, boyum 1.80 metreydi ve tüm ailem karşı çıksa bile 60 yaşındaki bir kadınla evlenmeye karar vermiştim.
- Ben daha yeni 20 yaşına girmiştim, boyum 1.80’di ve ailemin tüm şiddetli karşı çıkmasına rağmen 60 yaşındaki bir kadınla evlenmeye karar vermiştim. Düğün gecesi, bana üç farklı arsanın tapusunu ve değeri milyonlarca euroyu bulan sıfır bir Porsche’un anahtarlarını verdi… Ama onun geceliğini kaldırdığımda gördüğüm şey karşısında tamamen donup kaldım… Benim adım Mert. 20 yaşındayım, 1.80 boyundayım ve dış görünüşüm genelde insanların dikkatini çeker. İstanbul Üniversitesi’nde ikinci sınıf öğrencisiyim. Hayatım sıradan ilerliyordu—ta ki Aylin Hanım ile tanışana kadar. Aylin Hanım 60 yaşındaydı. Son derece zengin, bir zamanlar Türkiye’nin en büyük restoran zincirlerinden birinin sahibi olmuş güçlü bir iş kadınıydı. Artık iş hayatından çekilmişti. Onunla tanışmam bir hayır etkinliğinde olmuştu. Üniversite kulübümüzle katılmıştık. Sakin yürüyüşü, kendinden emin ama sıcak bakışları beni ilk anda etkilemişti. Aramızda 40 yıl vardı ama kalplerimiz yakınlaştı Yaş farkımıza rağmen kısa sürede birbirimize alıştık. Bana hayatını anlatırdı—başarısız bir evlilik, çocuğunun olmaması ve tamamen işine adanmış yalnız bir hayat… Onun bilgeliği, deneyimi ve gözlerinin arkasındaki o derin yalnızlık beni çekiyordu. Sadece üç ay sonra ona evlenme teklif etmeye karar verdim. “Yaşın benim için önemli değil,” dedim, yağmurlu bir İstanbul gecesinde önünde diz çökerek, “Ben sadece seninle olmak istiyorum.” Ailem tamamen karşı çıktı Ailem öfkeyle patladı. Annem ve babam beni aklımı kaybetmekle suçladı. Aylin Hanım’ın beni parayla kandırdığını düşündüler. Akrabalarım, hatta komşular bile arkamdan konuşuyordu. Herkes sadece onun serveti için evlendiğimi söylüyordu. Ama ben umursamadım. Onu gerçekten seviyordum—parası için değil, bana verdiği huzur için. Bir süre sonra evden ayrıldım ve hazırlıkları tek başıma yaptım. Sonunda ailem, istemeyerek de olsa bu evliliği kabul etti. Düğün ve sühretli gece Düğün oldukça sadeydi. Yakın arkadaşlar ve Aylin Hanım’ın eski iş ortakları vardı. Balıkesir ya da Bodrum’daki bir sahil düğünü değil—İstanbul’da, Boğaz’a bakan lüks bir yalıda gerçekleşmişti. Düğün gecesi geldiğinde, kalbim deli gibi atıyordu. 20 yaşında bir genç olarak hayatımın en garip anını yaşıyordum. Aylin Hanım banyodan çıktı. Üzerinde ipek bir gecelik vardı. Yanıma oturdu ve ellerime şunları bıraktı: İstanbul’un en değerli bölgelerinden üç arsanın tapusu ve değeri milyonlarca euro olan sıfır bir Porsche’un anahtarları Ben şaşkınlıkla belgeleri incelerken onun bakışları üzerimde dondu. O bakış sevgi dolu değildi—daha çok ağır, soğuk ve sanki yıllardır saklanan bir sırrı taşıyordu.
- Sonra bana dönüp, sakince konuştu: “Şimdi gerçekleri öğrenme zamanın geldi, Mert…” Sözleri odadaki havayı tamamen değiştirdi. Aylin Hanım geceliğinin kenarını hafifçe kaldırdığında, gördüğüm şey beni şok etti. Korkunç ya da doğaüstü bir şey değildi… Ama kalçasından bacağına uzanan eski bir dövme vardı—askeri bir seri numarası ve aileye ait bir işaret. Bu işaret… Benim dedemin eski eşyalarında sadece bir kez görmüştüm. “Merak etme,” dedi Aylin Hanım ağır bir sesle, “Ben senin aşkını satın almadım. Sadece bir borcu kapatıyorum.” Gerçek ortaya çıkıyor Aylin Hanım konuşmaya devam etti. Her kelimesi odada yankılanıyordu. Yıllar önce benim ailem, özellikle babam ve amcalarım, onun kurduğu restoran imparatorluğunu dolandırıcılıkla elinden almıştı. Onu haksız yere suçlayıp hapse göndermişlerdi. “Senin ailen masum değildi,” dedi gözleri dolarak, “Ben geri dönüp hesabı kapatmaya yemin ettim.” Ben tamamen donup kalmıştım. Ailem beni korumuyordu—sadece geçmişteki suçlarını gizliyordu. Son karar Aylin Hanım ellerimi tuttu. “Sen bu ailede temiz kalmış tek insansın,” dedi, “Bu mallar benimdi… şimdi senin.” “Benim fazla vaktim kalmadı. Hastalığım ilerlemiş durumda.” “Bu yüzden seni seçtim. Gerçeği taşıyabilecek tek kişi sensin.” Bir yıl sonra Aylin Hanım’ın ölümünden üç ay geçmişti. Sessizce benim kollarımda hayata veda etmişti. Bana tüm belgeleri ve gerçeğin kanıtlarını bırakmıştı. Şirketin yönetim kurulu toplantı odasına girdiğimde babam beni görünce titremeye başladı. Artık ben en büyük hissedardım. Aileme intikamla yaklaşmadım. Ama onları kendi şirketimde çalışmak zorunda bıraktım. Bir zamanlar beni “aşk körü” sanan insanlar artık benim kontrolüm altındaydı. İstanbul’un gökyüzüne baktım ve fısıldadım: “Aylin Hanım… siz bana para değil, gerçeği verdiniz.” Ben hâlâ Mert’im. 21 yaşındayım, 1.80 boyundayım. Ama artık içimde taşıdığım şey, bir yetişkinin ağırlığı. Bu evlilik bir hata değildi… Bu, gerçeğin, acının ve özgürlüğün en ağır dersiydi.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Galeriler
-
Ablanın Ölümü ve Sır Perdesi
-
Kocasından Gelen Gizemli USB Bellek
-
Kocasının cenaze ateşi daha yeni sönmüşken, dul kadın üç kayınbiraderini yanına aldı
-
Ben daha yeni 20 yaşına girmiştim, boyum 1.80 metreydi ve tüm ailem karşı çıksa bile 60 yaşındaki bir kadınla evlenmeye karar vermiştim.
-
66 yaşındaki kadın kadın doğum uzmanına gidip dokuz aylık hamile olduğunu iddia etti
-
Kocamdan gizlice kır evimize gittim, orada ne yaptığını anlamak için. Kapıyı açtım


