DOLAR
Alış: 45.29
Satış: 45.48
EURO
Alış: 53.04
Satış: 53.25
GBP
Alış: 61.12
Satış: 61.58
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
13.05.2026
391 Görüntüleme
Kız kardeşim gece yarısı beni aradı ve fısıldadı: “Tüm ışıkları kapat. Tavan arasına çık. Kocana söyleme.”
- Kız kardeşim gece yarısı beni aradı ve fısıldadı: “Tüm ışıkları kapat. Tavan arasına çık. Kocana söyleme.” Deli olduğunu düşündüm… Ta ki döşeme tahtalarının arasından bakana kadar. Kız kardeşim beni gece 12:08’de aradı. Neredeyse açmıyordum. Kocam Kaan, yanımda uyuyordu. Yağmur yatak odasının camlarına vuruyordu. Komidindeki bebek telsizinden oğlumun boş odasının yeşil ışığı yanıyordu. Deniz, hafta sonu için Kaan’ın annesine gitmişti. Bu yüzden biraz olsun uyuyabilmiştim. Ekranda kardeşimin adını görünce doğruldum. Mara. Mara FBI’da çalışıyordu. Geç saatte aradıysa, ya biri ölmüştü ya da biri ölmek üzereydi. Fısıltıyla açtım. “Mara?” Sesi gergindi. “Dikkatli dinle. Her şeyi kapat. Telefonunu, ışıkları, her şeyi. Tavan arasına çık, kapıyı kilitle ve Kaan’a söyleme.” Tüylerim diken diken oldu. “Ne?” “Şimdi, Elif.”
- Kocama baktım. Benden uzağa dönmüş, düzenli nefes alıyordu. “Beni korkutuyorsun,” diye fısıldadım. Mara’nın sesi çatladı. “Sadece yap!” Nedenini anlamadan hareket ettim. Yataktan kalktım. Telefon şarj aletimi düşünmeden aldım. Koridora süzüldüm. Arkamdan Kaan kıpırdandı. “Elif?” diye mırıldandı. Donakaldım. “Su alıyorum,” dedim. Cevap vermedi. Koridorun ışığını kapattım. Mutfağın ışığını kapattım. Kaan’ın hep açık bıraktığı salon lambasını kapattım. Ellerim o kadar çok titriyordu ki telefonumu neredeyse düşürüyordum. Mara hatta kalmıştı, nefesinden başka ses çıkmıyordu. Tavan arası merdivenlerinde fısıldadı: “Kapatma.” Yavaşça tırmandım. Her tahta basamak çıplak ayaklarımın altında gıcırdıyordu. Tavan arası toz, yalıtım malzemesi ve eski noel kutuları kokuyordu. Kapıyı arkamdan çektim ve küçük mandalı yerine sürgüledim. “Kilitledim,” dedim. “Pencereden uzak dur.” Sonra hat sustu. Bir korkunç dakika boyunca hiçbir şey olmadı. Sonra aşağıdan Kaan’ın sesini duydum. Artık uykulu değildi. Sakin. “Işıklar kapalı,” dedi. Başka bir adam cevap verdi. Evimin içinden. “O zaman biliyordur.” Elimi ağzıma götürdüm. Tavan arası döşeme tahtalarının arasındaki dar bir çatlaktan aşağıdaki koridorun bir kısmını görebiliyordum. Kaan eşofmanıyla duruyor, bir kolunun altında benim laptopumu taşıyordu. Yanında siyah yağmurluklu bir yabancı vardı. Yabancı Kaan’a küçük bir çanta uzattı. Kaan çantayı açtı. İçinde üç pasaport vardı. Birinde kocamın fotoğrafı vardı. Birinde oğlumun fotoğrafı vardı. Üçüncüde benim fotoğrafım vardı. Ama hiçbirinde bizim adımız yoktu. Ve işte tam bu anda her şey altüst oldu.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


