DOLAR
Alış: 44.95
Satış: 45.13
EURO
Alış: 52.60
Satış: 52.81
GBP
Alış: 60.60
Satış: 61.05
Düğün gecemizde kocamı şaşırtmaya karar verdim ve yatağın altına saklandım
Eşim Murat’ın yanıtı gecikmedi. Sesi buz gibiydi, o aşık adam gitmiş, yerine sanki ciddi bir ticaret yapan biri gelmişti: “Geliyorum anne. Muhtemelen banyoda falan oyalanıyordur. Sen hiç merak etme, her şey tam senin planladığın gibi olacak.”
Neden bahsettiklerini, ne planladıklarını anlayamıyordum. Sesinde en küçük bir mahcubiyet ya da çekinme yoktu. İçime bir kurt düşmüştü, huzursuzluk bütün bedenimi sarıyordu ama hala “belki de hatalı anlıyorumdur” diye umut ediyordum.
Birkaç dakika sonra kapı yine açıldı ve Murat içeri girdi. Beni nerdeyse anında fark etti. Yatağın altından yüzüm kireç gibi olmuş, titreyerek çıktım. Bir açıklama, bir şaka ya da en azından bir “Senin orada ne işin var?” tepkisi bekliyordum.
Ama Murat derin bir iç çekti, bana baktı ve aniden o duygusuz, resmi ses tonuyla konuştu: “Korkma hayatım. Bizim memleketin eski bir adeti vardır. İlk gecede damadın annesi de odada bulunur. Buna ‘döl bereketi’ derler; gelinin daha tez hamile kalacağına, doğacak torunların ve soyumuzun bereketli olacağına inanılır.”
Duyduklarımı idrak edemiyordum, beynim uyuşmuştu. Kayınvalidem Neriman Hanım ayağa kalktı ve oğlunun söylediklerini doğrularcasına duvara yaslı duran büyük, ceviz gardırobu işaret etti.
“Ben orada duracağım kızım,” dedi gayet sakin bir tavırla, sanki havadan sudan bahsediyordu. “Kapağı hafif Aralık bırakıp oradan izleyeceğim. Bizim büyüklerimiz, nenelerimiz hep bu tür yapardı. Adet konumunu bulsun.”
O an korku bütün bedenimi ele geçirdi. İkisine de baktım ve dehşetle fark ettim ki; bu onlar amacıyla bir şaka ya da geçmişte kalmış batıl bir inanç değil, hayatın ta kendisiydi. Bu hastalıklı durum, onların normaliydi.
Her şeyi daha eskiden konuşmuşlar, planlamışlar ve bana sorma gereği bile duymamışlardı. Beni bir insan, bir eş olarak değil; yalnızca soylarını sürdürecek bir damızlık olarak görüyorlardı.
Tek sözcük etmedim. Arkamı döndüm, üzerimdeki o ağır gelinliği çıkarmaya bile tenezzül etmeden çantamı kaptığım gibi kendimi odadan dışarı attım. Arkama bile bakmadan o tımarhaneden kaçtım.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Diğer Galeriler
-
Patron, çobanı kovdu ve ona sadece hasta, lekeli koyunları verdi…
-
Damarlarınız böyle ise
-
Dul Çiftçi Timsahların Üzerinde ASILI Genç Bir Kız Gördü… Ta Ki
-
Karanfilin Doğal Gücünü Keşfetmek
-
Koca, metresiyle tatile gitti ve karısına iş gezisinde olduğunu söyleyerek yalan söyledi. Ancak kadın uzun zamandır kocasının sadakatsizliğinden şüpheleniyordu ve ona öyle bir sürpriz hazırlamıştı
-
Bahçenizden Söküp Attığınız O Sarı Çiçek Aslında Tam Bir Şifa Deposu
