DOLAR
Alış: 44.66
Satış: 44.84
EURO
Alış: 52.65
Satış: 52.86
GBP
Alış: 60.30
Satış: 60.75
Beni 3 aylıkken babamın bisiklet sepetine terk eden annem
- Babam Burak, on yedi yaşında baba olmayı hiç beklemiyordu. Hele ki lise mezuniyetinden bir gece önce! Gece vardiyasından dönerken evinin önündeki eski bisikletinin sepetinde bir bebek bulmuş. Yani beni… Battaniyemin arasına sıkıştırılmış notta sadece iki cümle yazıyormuş: “O senin. Ben yapamıyorum.” Beni doğuran kadından alınan ilk ve son haber buydu. Babam hamile olduğunu bile bilmiyormuş. Ama o benden kaçmadı. Ertesi sabah kendi mezuniyet törenine bir elinde kepi, diğer elinde üç aylık benimle katıldı. Beni tek başına büyüttü; inşaatlarda çalıştı, geceleri pizza dağıttı, benim için üniversiteyi es geçti ve saç örmeyi internetten öğrendi. Bana annesizliği hiçbir zaman hissettirmedi. O benim için her zaman yeterliydi. Bu yüzden bu yıl kendi mezuniyet günüm geldiğinde törene ONUNLA katıldım. Babam gözleri dolmuş bir halde yanımda gururla dururken, törenin tam ortasında kalabalıktan hiç tanımadığım bir kadın aniden ayağa kalktı. Doğrudan bize doğru yürüdü ve gözlerini gözlerime dikti. Titreyen bir sesle uzun uzun bana baktıktan sonra fısıldadı: “Bugün bu kutlamayı yapmadan önce… baba dediğin bu adam hakkında bilmediğin çok önemli bir şey var.” Beni yıllar önce bir sepete terk eden o kadının mezuniyetimde aniden ortaya çıkıp, hayatımı adadığım babam hakkında tüm gerçeği altüst edecek o korkunç sır neydi? Sözleri, stadyumdaki yüzlerce insanın sessizliğe gömülmesine neden oldu. Rüzgarın uğultusu dışında çıt çıkmıyordu. Kalbim göğüs kafesimi döverken, yanımdaki babama, hayatım boyunca sırtımı dayadığım o dağ gibi adama baktım. Burak’ın yüzü bembeyaz olmuştu, kalın parmakları cübbemin kenarını sıkarken titriyordu ama kadına tek kelime itiraz etmiyordu. Gözlerini benden kaçırdı; yere, yeşil çimlere bakıyordu. Kadın alaycı ve acı dolu bir gülümsemeyle bana doğru bir adım daha attı. Üzerindeki pahalı kıyafetler ve kusursuz makyajı, bahsettiği o çaresiz geçmişle tamamen zıttı. “Sana hep o masalı anlatmış, değil mi? Bisiklet sepeti, o romantik terk ediliş hikayesi… Not bırakıp giden çaresiz anne.” Kadın başını iki yana salladı. “Ben sana hiçbir zaman not falan bırakmadım. O bisikletin sepetine de koymadım.” Nefes alamıyordum. Dizlerimin bağı çözülürken, “Ne diyorsun sen?” diye fısıldayabildim. “Ben seni o gece bir çöp konteynerinin yanına, soğuk betonun üzerine bıraktım,” dedi kadın, sesi acımasızca netti. İfadesinde en ufak bir merhamet kırıntısı yoktu. “Sen ağlıyordun, ben ise sadece oradan uzaklaşmak istiyordum. Kendi hayatımı mahvetmene izin veremezdim. O sırada bu adam,” diyerek iğrenircesine babamı işaret etti, “sokaktan geçiyordu. Henüz on yedi yaşında bir çocuktu. Seni o çöplükte, poşetlerin arasında bulan kişi oydu.” Beynim duyduklarımı reddediyordu. “Babam… Babam beni bulduktan sonra bana sahip çıktı. Bunda gizli olan ne? Neden buradasın?” Kadın acımasız gerçeği tüm kalabalığın önünde yüzüme çarptı: “Anlamıyor musun? O senin biyolojik baban değil! Bizim aramızda hiçbir zaman bir şey yaşanmadı. Onu hayatımda ilk kez o gece o çöplüğün başında gördüm. O sadece yoldan geçen, sana acıyan bir yabancıydı. Polisi arayıp seni çocuk esirgeme kurumuna vermek yerine, o bisikletine koyup evine götürdü. Kendi ailesine ve yetkililere senin kendi kanından, kendi canından olduğunu söyledi. Sırf seni yetimhaneye vermesinler diye, sahte bir terk edilme hikayesi uydurdu ve babalığı yalan söyleyerek üstlendi.” Dünyam etrafımda dönmeye başladı. Kulaklarım uğulduyordu. Gözlerimden yaşlar süzülürken titreyen ellerimle babama, Burak’a döndüm. Omuzları çökmüştü. Hayatımda onu ilk defa bu kadar küçük, bu kadar savunmasız görüyordum. Nasır tutmuş elleriyle yüzünü kapatmıştı
- “Baba?” diye fısıldadım, sesimde bir yalvarış vardı. “Lütfen… Lütfen bunun doğru olmadığını söyle.” Burak yutkundu, gözyaşları yanaklarından süzülürken gözlerimin içine bakamıyordu. “Özür dilerim,” diye fısıldadı boğuk bir sesle. Sesi o kadar kırılgandı ki kalbimin parçalandığını hissettim. “Polisi arasaydım seni benden alacaklardı. Devletin o soğuk koridorlarında kaybolup gidecektin. Seni o çöplerin arasında, soğuktan morarmış halde gördüğümde kollarımda o kadar küçük, o kadar muhtaçtın ki… Seni o sisteme teslim edemezdim. Benim kanımdan olmasan da, kucağıma aldığım an benim canımdan bir parça olmuştun. Sana gerçeği söyleyemedim çünkü benden nefret etmenden, bir gün çekip gitmenden çok korktum. Bütün hayatım sen olmuştun.” Kadın zafer kazanmış gibi gülümsedi. “Görüyorsun ya, güvendiğin o koca hayat aslında bir yalan üzerine kurulu. Ben şimdi buradayım çünkü yeni bir hayat kurdum, imkanlarım var ve yıllar sonra seni arayıp buldum. Seni o adamın sahte dünyasından kurtarmaya, sana gerçek aileni, hak ettiğin o lüks hayatı sunmaya geldim. Kan bağı her şeydir, unutma.” Bütün stadyum nefesini tutmuş bizim vereceğimiz tepkiyi bekliyordu. Burak başını öne eğmiş, kaderine razı olmuş bir mahkum gibi gözyaşları içinde benim kararımı bekliyordu. İçimde biriken o devasa şok, aniden inanılmaz bir netliğe ve öfkeye dönüştü. Yüzüme çarpan rüzgarla birlikte gözyaşlarımı sildim. Kadına doğru bir adım attım, gözlerinin içine büyük bir acımayla baktım. “Kan bağı mı?” dedim, sesim mikrofona ihtiyaç duymayacak kadar güçlü ve öfkeli çıkmıştı. “Sen beni bir çöplüğe attın. Beni bir hiçmişim gibi ölüme terk ettin. Karşımdaki bu adam ise on yedi yaşında, önünde yaşanacak koca bir hayat, üniversite hayalleri, gençliği varken her şeyden vazgeçti. Kendi kanından bile olmayan bir bebek için inşaatlarda sırtında tuğla taşıdı, bana ayakkabı alabilmek için geceleri sabaha kadar hamur açtı. Sırf ben eksik hissetmeyeyim diye hayatını hiçe saydı.” Kadının yüzündeki o kibirli ifade yavaş yavaş silinmeye, yerini bir şaşkınlığa bırakmaya başladı. “Bana yalan söylemesi,” diyerek Burak’a döndüm ve onun titreyen, nasırlı elini sımsıkı tuttum. “Benim hayatımda duyduğum en güzel, en asil yalandı. O benim babam olmak zorunda bile değildi ama her gün, her saniye babam olmayı seçti. Beni doğurmuş olman sana annelik vasfı vermez. Gerçek ebeveynlik kanla, genlerle değil; terle, gözyaşıyla, şefkatle ve uykusuz gecelerle yazılır. Benim babam Burak. Ve sen, hayatıma girmeye çalışan hadsiz, yabancı bir kadından başka hiçbir şey değilsin.” Burak’ın başı hızla kalktı, gözlerindeki o tarifsiz korku yerini devasa bir sevgiye, inanamayışa bıraktı. Sıkıca ellerimi kavradı, sanki bir daha hiç bırakmamak istercesine. Kadına son bir kez baktım. “Şimdi lütfen defol git. Çünkü babamla kutlamamız gereken çok önemli bir mezuniyetimiz var.” Kadın, beklemediği bu tepki karşısında sarsılarak bir adım geri çekildi. Yüzündeki o sahte zafer ifadesi tamamen çökmüştü. Kalabalığın sessizliği yerini devasa bir alkış tufanına ve uğultulara bırakırken, o arkasını dönüp stadyumun çıkışına doğru başı önde yürümeye başladı. Babamla sahanın ortasında kalakalmıştık. Hıçkırarak bana sarıldığında, on sekiz yıl boyunca omuzlarında taşıdığı o devasa sırrın ve kaybetme korkusunun yükü nihayet kalkmıştı. O gün diplomalardan çok daha büyük bir şey kazanmıştık. O an anladım ki; birini sevmek için aynı kanı taşımaya gerek yoktu. O beni çöpten çıkarıp kalbinin en güzel köşesine koymuştu. Benim dünyadaki tek gerçeğim, bana “kızım” diyen bu adamdı ve bu, ömrümün sonuna kadar asla değişmeyecekti.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Galeriler
-
Burak ile 5 yıllık evliydik
-
Kız yaşlı bir adamla evlendi, korktuğu için erken yattı
-
Ben henüz beş yaşındayken babam bizi terk ettiğinde
-
Oğlum nişanlısını akşam yemeği için eve getirdi. Montunu çıkardığında, 27 yıl önce annemle birlikte toprağa verdiğim kolyeyi boynunda gördüm dünyam yıkıldı.
-
Üvey annem, rahmetli annemin kot pantolonlarından küçük kardeşimin bana diktiği mezuniyet balosu elbisesiyle alay etti… ama kaderin onun için başka planları vardı.
-
20 Yıl Önce Kapıma Bırakılan Bebeği Büyüttüm


