Antalya Kemer Suluda Ada Tur Adalar Turu Gemi Turu Turlar Setur Gezi Turları

Ana Sayfa 8.05.2026 6 Görüntüleme

Bankanın Sessizliği Bir Sır Saklıyordu.

1 / 2

Bankanın kapısından içeri girdiğim an, kalbimin atışı kulaklarımda yankılanıyordu.

Sadece bakiyeyi öğrenmek için gelmiştim. En azından öyle sanıyordum.

Ama o gün öğreneceğim şeyin para ya da rakamlarla hiçbir ilgisi olmadığını henüz bilmiyordum.

Banka bir binadan çok paraya adanmış bir katedral gibiydi. Cam duvarlar gökyüzünü içeri alıyor, mermer zeminler ışığı yansıtıyordu. Her şey fazla temiz, fazla düzenli ve fazla sessizdi. İnsanlar konuşurken fısıldıyordu. Ayakkabıların mermer zemine değen sesi bile sanki özür diler gibi yankılanıyordu.

Ben ise oraya ait değildim.

Üzerimdeki mont temizdi ama inceydi. Çantam eskiydi. Ellerim soğuktan biraz kızarmıştı.

Ama cebimde büyükannemin bıraktığı gri kart vardı.

Ve çantamın içinde hâlâ sabun ve eski kitap kokusu taşıyan o mektup.

Büyükannem üç ay önce ölmüştü.

Herkes onun hakkında aynı şeyi söylerdi: sessiz, nazik, sade bir kadın.

Hayatı boyunca küçük bir apartman dairesinde yaşamıştı. Pahalı kıyafetleri yoktu. Mücevherleri yoktu. Tatillerden bahsetmezdi.

Ama ölümünden sonra bana bir mektup bırakmıştı.

Mektupta sadece birkaç satır vardı.

“Git ve sor.”

“Bilmek senin hakkın.”

Başka hiçbir şey yoktu.

Ne açıklama.

Ne ipucu.

Sadece gri bir kart ve o kısa cümle.

On dört yaşındaydım.

Ve o gün bankada sıraya girerken kalbim öyle hızlı atıyordu ki sanki herkes duyabilirdi.

Önümde pahalı takım elbiseler giymiş insanlar vardı. Arkamda yüksek topuklu bir kadın sabırsızca telefonuna bakıyordu.

Ben ise elimde kartı tutuyor, içimden aynı cümleyi tekrar ediyordum.

“Bakiyeyi öğrenmek istiyorum.”

Sıra bana geldiğinde gişeye doğru yürüdüm.

Tezgâhın yüzeyi o kadar parlaktı ki titreyen ellerimin yansımasını görebiliyordum.

Kartı görevliye uzattım.

“Bakiyeyi öğrenmek istiyorum.”

Kadın kartı aldı.

Önce karta baktı.

Sonra bana.

Gülümsemesi bir anlığına değişti.

Çok küçük bir değişimdi ama fark etmemek imkânsızdı.

Sanki bir şey anlamıştı.

“Nerede randevunuz var?” diye sordu nazikçe.

Kaşlarım çatıldı.

“Randevu mu?”

Boğazım kurudu.

“Hayır… Büyükannem gelmemi söyledi.”

Kadın tekrar karta baktı.

Bu sefer daha dikkatli.

Parmakları kartın kenarında birkaç saniye durdu.

Sonra başını kaldırdı.

“Bir dakika lütfen.”

Ama bilgisayara bakmadı.

Bakiyeyi kontrol etmedi.

Ayağa kalktı ve buzlu cam kapının arkasında kayboldu.

Bankanın içindeki sessizlik bir anda daha da ağırlaştı.

Arkamdaki insanlar huzursuzlandı.

Bir adam saatine baktı.

Bir kadın iç çekti.

Ben ise gişelerin üstündeki ekrana baktım.

Numaralar değişiyordu.

Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.

Sonra ekran bir kez daha yanıp söndü.

Yeni bir numara belirdi.

Ama bu sıradan bir sıra numarası değildi.

Dört haneli bir koddu.

Tam o sırada kapı açıldı.

Görevli geri döndü.

Ama yalnız değildi.

Yanında koyu renk takım elbiseli bir adam vardı.

Saçları griydi.

Yüzü sakin ama ciddiydi.

Bana bakıyordu.

Öyle bir bakıştı ki bu… sanki beni tanıyormuş gibi.

“Lütfen bizimle gelir misiniz?” dedi.

Sesi sakindi.

Ama içinde tartışmaya yer bırakmayan bir kesinlik vardı.

Titreyen parmaklarımla büyükannemin mektubunu aldım.

Ve onların peşinden yürüdüm.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

1 / 2

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım |
Telefon
WhatsApp