DOLAR
Alış: 44.76
Satış: 44.94
EURO
Alış: 52.66
Satış: 52.87
GBP
Alış: 60.37
Satış: 60.82
Abdullah Gül’ün oğlu
- Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün oğlu Mehmet Emre Gül, iş dünyasındaki girişimlerine gıda sektöründe prestijli bir halka ekleyerek devam ediyor. Genç iş insanı, dünya çapında lüks ve kalite sembolü olarak kabul edilen, “dünyanın en pahalı çikolatalarından biri” unvanına sahip İsviçreli dev Läderach markasını Türkiye’ye getirdi. İstanbul’un en gözde alışveriş merkezlerinden biri olan İstinyePark’ta kapılarını açan bu girişim, hem markanın tutkunları hem de gastronomi dünyası tarafından ilgiyle karşılandı.
- İsviçre Disiplini ve Lüksün Buluşması 1962 yılında kurulan Läderach, butik üretim anlayışını endüstriyel başarıyla birleştiren nadir markalardan biri. Mehmet Emre Gül’ün bu markayı tercih etmesi, sadece bir ticari yatırım değil, aynı zamanda Türkiye’deki “premium” gıda pazarına yönelik stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Mağazada sunulan ürünlerin en dikkat çekici özelliklerinden bazıları şunlardır: Tazelik Odaklı Üretim: Markanın meşhur “FrischSchoggi” (Taze Çikolata) plakaları, İsviçre’den doğrudan getirilerek tezgahlarda sergileniyor. Hammadde Kalitesi: Sadece en üst segment kakao çekirdekleri ve Alp sütü kullanılarak hazırlanan reçeteler, markayı rakiplerinden ayırıyor. El İşçiliği: Seri üretimden ziyade, her bir parçada hissedilen zanaatkarlık dokunuşu ön planda tutuluyor. İstinyePark’ta Yeni Bir Durak Mehmet Emre Gül’ün liderliğinde yürütülen bu operasyon, İstinyePark’ın lüks tüketim vizyonuyla tam bir uyum sergiliyor. Mağazanın tasarımı, markanın kurumsal kimliğine uygun olarak sade, şık ve ürünün kalitesini ön plana çıkaran bir anlayışla kurgulandı. Tüketiciler, gramajla satılan taze çikolatalar sayesinde, İsviçre’nin o meşhur çikolata kültürünü İstanbul’un göbeğinde deneyimleme fırsatı buluyor. İş Dünyasında Yeni Bir Soluk Daha önce farklı sektörlerde de adı geçen Mehmet Emre Gül, bu hamlesiyle perakende ve gıda sektöründe çıtayı oldukça yükseğe koymuş durumda. Läderach gibi niş bir markanın Türkiye pazarına girmesi, yerli tüketicinin lüks segmentteki talebinin hala güçlü olduğunu kanıtlar nitelikte. Gül’ün bu girişimi, sadece bir satış noktası olmanın ötesinde, uluslararası markaların Türkiye pazarına olan güvenini de tazeleyen bir adım olarak okunabilir. Sonuç olarak; kaliteli içerik, prestijli lokasyon ve köklü bir aile isminin birleştiği bu proje, İstanbul’un lezzet haritasına oldukça lüks bir imza atmış görünüyor.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Galeriler
-
Annesinden kurtulmaya çalışan bir kadın, onu yol kenarında bırakıp çekip gitti.
-
Mağazadaki sırada bekar bir anne çocuğu için aldığı ürünleri ödemeye çalışıyordu, ancak parası yetmedi
-
Abdullah Gül’ün oğlu
-
Gelin düğün sırasında hayatını kaybetti ve morga götürüldü
-
Görevden, eşimin haberi olmayan protez bir bacakla ve hem ona hem de yeni doğan ikiz kızlarımıza aldığım hediyelerle döndüm.
-
Yetmiş iki yıl boyunca, kocamın sakladığı her sırrı bi


