Ana Sayfa 21.04.2026 2 Görüntüleme

Özlem Çerçioğlu Aydın

2 / 2

Aydın’dan gelen sürpriz ilerleme: CHP’den uzun seneler vakitsince politika yapan Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, 14 Ağustos 2025 tarihinde CHP’den istifa ederek AK Parti saflarına katıldı
Katılım Töreni ve İlk Açıklamalar
Katılım merasimi, AK Parti’nin 24. kuruluş sene dönümü tesirnliğinde gerçekleştirildi. İlginç bir şekilde, Çerçioğlu’na rozet takma vazifiyeti Cumhurdiğernı ve Parti Başkanı Erdoğan doğrultusundan yerine getirilmedi; o rozet AK Parti’ye yeni katılan diğer belediye diğernlarına takıldı
Sahneye “Aydın’ın Topuklu Efe’si” olarak çağrılan Çerçioğlu, konuşmasına şu şekilde başladı:
“Aydın’a nasıl hizmet ettiysem, Sayın Cumhurdiğernımın himayelerinde daha çok hizmet edeceğime bir kere daha söz veriyorum. Yargıdan ve yargılanmaktan hiçbir vakit korkmadım. Alnım ak, başım dik… Benim tek derdim var: ülkeme ve Aydın’a hizmet etmek. Bundan sonra sizlerle ve Sayın Cumhurdiğernımın himayesinde AK Parti çatısı altında hizmet etmeye devam edeceğim.”
Ayrıca AK Parti lideri Erdoğan, Çerçioğlu’na yönelik CHP’den gelen eleştirilere sert reaksiyon göstererek: “Ahlaksızca, haysiyetsizce… AK Parti ailesinin yeni üyelerine saldıranlara ‘hadi oradan’ diyoruz.” sözleriyle savundu
Neden AK Parti’ye Geçti? Gerekçeler ve Yorumlar
• Parti amacıyladeki sorunlar: Çerçioğlu’nun CHP ile aynı yolda yürümeye devam etmekte zorlanması, istifasının gerekçesi olarak gösterildi
• Yargı baskısı ve siyasi baskılar: Medyascope’ta Ruşen Çakır, CHP’li belediye diğernlarına yönelik yargı baskısı yapıldığı, bu baskıyı aşmak ya da ondan korunmak suretiyle birtakım isimlerin AK Parti’ye geçebileceğini yorumladı
• CHP cephesinden sert reaksiyonler: CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek “Aydın’da insan amacıylae çıkamayacağını herkes ona gösterecek” diyerek Çerçioğlu’na yönelik sert bir eleştiri yöneltti. Ayrıca, “helal oylarla seçilen birinin şahıssel ikbal uğruna iktidara geçmesine” mana verilemeyeceğini ifade etti
________________________________________
Haber Özeti Tablosu
Konu Detay
Kim bu? Özlem Çerçioğlu – Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı
Ne oldu? CHP’den AK Parti’ye geçti (14 Ağustos 2025)
Geçiş biçimi AK Parti 24. kuruluş senedönümü merasiminde resmi katılım
Gerekçeler Parti içi sorunlar, yargı baskısı iddiaları, “hizmet etmek” gerekçesi
CHP reaksiyonsi “Şahsi çıkar” ve “Aydın halkına ihanet” gibi sert eleştiriler
________________________________________
Genel Dşayetlendirme
Özlem Çerçioğlu’nun CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçişi, Türkiye’de mahalli politikate ilgi çeken bir ilerleme olarak öne çıkıyor. Gerekçelerin arasında belirti edilen siyasi baskılar, yargısal prosesler ve hizmet odağındaki söylemler, bu taşın altındaki rollerin anlaşılması yönünden mühim noktalar. CHP cephesinin reaksiyonsi de, bu geçişin hem duygusal hem kurumsal olarak tartışmalı bulunduğunu gösteriyor.

Ruşen Çakır, CHP’li Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye katılacağı iddialarını dşayetlendirdi.

Yargı baskısının tesirleri
Çakır, CHP’li belediyelere yönelik baskıları analiz etti:

“İktidar politikaen yenemediği CHP’yi yargı eliyle, kıskaca alarak bir şekilde pes ettirmeye ya da amacıyladen parçalar koparmaya çalışıyor.”

“Şu anda CHP’li belediyelerin büyük bir alanının başına gelen ya da gelebilecek olan yargı baskısından kurtulmak hedefli bir şey” yorumunu yapan Çakır, “AK Parti de şunları çok umursamıyor, hiç umursamıyor” dedi.

Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir

Merhaba, iyi günler, iyi sabahlar. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 24. kuruluş sene dönümü. Zaman çok tez geçiyor. Hatırlıyorum, yerinde izlemiştim AKP’nin kuruluşunu. O vakitten bu vakte, temelen kurulduktan çok kısa bir vakit sonra tek başına iktidara gelmiş bir hareket söz konuu ve lideri Recep Tayyip Erdoğan. Bugün yapılacak olan kutlamada, AKP yöneticileri ve Erdoğan’ın kendisi, yeni katılımlar olacağını söyledi.

Son devrede bunu görüyoruz. AK Parti ya da AKP, hangisini tercih ederseniz edin, yakın devrede birtakım belediye diğernlarını bilhassa partisine aldı. Daha çok Yeniden Refah Partisi’nden isimler geldiler, ki şunların büyük bir alanı temelen eski AKP’liydi, geri döndüler. Ama diğer yerlerden de, şu şekilde söyleyeyim, nereden bulursa alan bir parti. Şimdi bugün bilhassa Aydın’dan transferler bekleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’nden. Aynı vakitte Aydın’dan, Söke başta olmak üzere, 3 ya da 4 ilçenin belediyesinin de AK Parti’ye geçmesi bekleniyor.

Özlem Çerçioğlu hadiyi aslında enteresan bir hadise. Çünkü şu ana kadar reddetmedi, büyük olasılıkla katılıyor. Ankara’da, dediler CHP’liler. Belli ki merasim amacıyla gitmiş ve açıkçası CHP’liler de buna çok çok şaşırmıyorlar. Ancak profiline baktığımız vakit şaşılmayacak gibi değil. Şundan ki, kendisi ilk başta milletvekili oluyor. 32 yaşında genç bir bayan olarak Aydın’dan CHP milletvekili oluyor. Sonra, 2009 seçimlerinde – ki o vakit daha büyükşehir değil – CHP’den seçiliyor. CHP’nin ilk belediye diğernı ve Aydın’ın ilk bayan belediye diğernı. Arada büyükşehire dönüyor Aydın, 2012’de. 2014 seçimlerinde gene Çerçioğlu kazanıyor ve aynı vakitte ilk Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor. 2019’da da kazandı, 2024’te de kazandı. Son seçimde %50’den çok, nerdeyse %51’e yakın oy aldı. Yani her iki seçmenden birinin oyunu aldı.
Ve tüm bu proseste görüyoruz ki onun milletvekilliğinden itibaren hep Cumhuriyet Halk Partisi’nde ve kendisini Atatürkçü olarak yayınlayan birisi. Lakabı da Topuklu Efe. Kendisiyle tanışmadım ama senelerdır biliyorum. Genellikle Aydın’da belli bir oy potansiyeli olan Kürt seçmeninin itibar etmediği bir isim bulunduğunu biliyorum. CHP ile HDP ya da DEM Parti değişik devrelerde değişik ittifaklar yapar iken Aydın genelde hep sistem dışı kaldı. Kürt seçmenin oyunu almadı, alabilmek amacıyla de bir çaba göstermedi. Siyasi olarak bu tür bir duruşu bulunduğunu biliyorum.

Şimdi bu kadar sene, 4. devresinde, CHP ile bir şekilde özdeşleşmiş bir isim AK Parti’ye namacıyla geçiyor? Normal şartlarda, şayet bugün çözüm vakitci olmasaydı, büyük bir olasılıkla CHP’yi ve CHP idaresini Atatürk çizgisinden sapmakla, “DEM’lenmekle” suçlardı büyük olasılıkla. Çünkü yakın vakte kadar biliyorsunuz, CHP’ye yönelik suçlamaların en başında gelen, DEM Parti ya da dünkü HDP ile birtakım ittifak girişimleri ya da yakınlaşma girişimleri. Bu, çoğu şahıs amacıyla çok kuvvetli bir argüman ve bahane olmuştu.

Eğer proses olmasaydı, şayet Devlet Bahçeli Abdullah Öcalan’ı meşrulaştırmasaydı herhalde CHP’den bugün AK Parti’ye geçecek olan bir politikaçi, hele Büyükşehir Belediye Başkanı, bu argümanı kullanırdı. Şimdi hangi argümanı kullanacak? 19 Mart vakitcine gönderme mi yapacak? Yani 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere CHP’li belediye diğernlarına yönelik yolsuzluk, rüşvet suçlamalarını gerekçe gösterip kendisini onlardan ayrıştırmak mı isteyecek? Merakla bekliyorum açıkçası. Çünkü Aydın’la alakalı de, kendisiyle de alakalı birtakım iddialar temelen bilhassa Aydın’daki mahalli medya doğrultusundan dile getirilen bir isim. Burada başlıktaki soruya gelelim: Neden bu tür bir devrede CHP’den AK Parti’ye geçer?

Bakıyoruz, kamuoyu araştırmalarında CHP birinci parti. Bazılarında değil, kafaya baş ama %30’un üstünde oy alan bir CHP var. 31 Mart’ta büyük bir patlama yapmış bir CHP var. Yaşanan tüm baskılara karşın ayakta duran, kuvvetli bir şekilde ayakta duran, haftada iki miting yapan bir CHP var. Ve siz bu tür önü açık olan bir partiden, bundan sonra her geride bıraktığımız gün tesirleri azalan bir partiye namacıyla geçersiniz? Bu çok ciddi bir soru işareti.

Bunun cevabını çoğu yerde aramak mümkün. Ama şunu söyleyeyim; daha 19 Mart olmadan evvelce, Beşiktaş Belediye Başkanı alındığı vakit oluşturulan mitingde orada gördüğüm bir şey vardı ve onu hem de yayınlarda usturuplu bir şekilde anlatmaya çalıştım. Orada benim gördüğüm, CHP’li belediye diğernlarının, ilçe ve il belediye diğernlarının bir moralsizliği vardı. Ve o, şu şekilde bir moralsizlik: “Rıza Bey’i, Beşiktaş’ta Rıza Akpolat’ı alanlar, yarın öbür gün benim kapımı da çalmaz mı?” Nitekim 19 Mart’ta Rıza Akpolat mitinginin baş konuşmacısı olan Ekrem İmamoğlu, CHP’nin cumhurdiğernı adayı, aday adayıydı o sırada, o bile alındı ve diğer çok sayıda il ve ilçe belediye diğernı alındı.

İktidar, politikaen yenemediği CHP’yi, yargı eliyle kıskaca alarak bir şekilde pes ettirmeye ya da amacıyladen parçalar koparmaya çalışıyor. Buradaki vakanın temel namacıylai, çok açık söyleyeyim; yani şimdi dört devre CHP’de belediye diğernlığı yapmış, onun evvel milletvekilliği yapmış birisinin – ki tüm şunlar AK Parti iktidarı devresinde – aniden CHP’nin kötü, AK Parti’nin iyi bulunduğunu manaasının bir mantığı yok. Belki aradaki birtakım ilçe belediye diğernları amacıylade daha CHP ile teması yeni olanlar varsa, ki sanmıyorum, genelde bu tür şahıslar CHP’nin teşkilatından girenler olur. Burada tamamiyle gücün beraberinde yer alma tercihi var. Bugünün kuvvetlisü ama yarının kuvvetlisü olup olmayacağı belli olmayan…

Peki, AK Parti niye bu şahıslari alıyor? Çünkü, bakıyoruz, dün oluşturulan açıklamalarda örneğin Faruk Acar, Genel Başkan Yardımcısı, “AK Parti milletin partisidir ve bunu göreceksiniz. Katılımlarla göstereceğiz.” diyor. Söyleyebildiği en mühim konu bu. Peki katılanlar hangi bilhassariyle katılıyorlar? Bakın, AK Parti’nin ilk senelerında, kuruluşundan itibaren AK Parti’ye değişik yerlerden çok insan katıldı. Alevilerden de, Kürtlerden de katılanlar oldu. Eski merkez sağdan katılanlar oldu. Merkez soldan katılanlar oldu. Onlar bir projeye inandılar ya da inanmış gibi yaptılar, öyle söyleyelim. Ve vakit amacıylade şunların anında anında hepsi tasfiye oldu. Ya kendileri ayrıldılar ya da Erdoğan doğrultusundan tesirlerizleştirildiler. Ama o devredeki AK Parti’nin, ‘‘Milli Görüş gömleğini çıkarttık, biz görülmemiş partiyiz, muhafazakar demokratız, Avrupa Birliği’ni istiyoruz’’ gibi birtakım argümanları vardı. Bugün AK Parti’nin bir vizyonu yok. Yani bir vizyon olur. “Türkiye Yüzseneı” diye söylediği bir şey var Erdoğan’ın, ne bulunduğunu hâlâ idrak etmiş değiliz. En azından ben manaadım. İnsanlar neye geliyor? Hangi vizyona geliyor? Hangi perspektife geliyor? Bu tamamiyle iktidar savaşları amacıylade kuvvetli-güçsüz meselesinde bir tercih.

Peki, AK Parti buna niye gereksinim duyuyor? Çünkü kuvvetli bulunduğunu göstermek istiyor. Siz netice olarak bir büyükşehir belediye diğernını 4. devresinde partisinden koparabiliyorsanız bir gücünüz var demektir, burası muhakkak. Sonuç olarak Özlem Çerçioğlu’nun ya da bir diğersının CHP’den kalkıp AK Parti’ye gitmesi CHP’ye tabii ki zarar verir. Belli bir yerden sonra “gitmesi iyi olur” diyen CHP’liler de var. O belki daha sonra olabilir ama ilk başta netice olarak psikolojik bir tesir var. Denebilir ki, ‘‘Hani CHP iktidara yürüyordu. Aydın gibi bir yerin belediye diğernı niye AK Parti’ye geçiyor? Demek ki AK Parti’de hâlâ bir ışık görüyor.’’ O ışığı görüyor mu çok emin değilim. Ama şunu ön görü ediyorum; şu anda CHP’li belediyelerin büyük bir alanının başına gelen ya da gelebilecek olan yargı eliyle devletin, iktidarın baskısından kurtulmak hedefli bir şey. Ve AKP de şunları çok umursamıyor, hiç umursamıyor: ‘‘Gelsinler ve biz de hâlâ yıkılmadık, ayaktayız diyelim.’’ Tabii ki AK Parti’nin 24. senesinde tamamiyle kendisini bu tür vitrin düzenlemelerine mahkum etmiş olması çok değişik bir konu. Onu da bilahare konuşuruz.

Sonuçta iki doğrultu da memnun. CHP memnun değil gibi duruyor ama kısa ya da orta vadede CHP de pekâlâ bu tür şahıslardan kurtulduğu amacıyla memnun olabilir. Bakın, benzer bir hadise Hatay’da yaşanmıştı seçim evvelcesi. O kadar insan “Lütfü Savaş istemiyoruz, istemiyoruz” dediler. CHP idaresi çok bocaladı ve Lütfü Savaş’ı gösterdi. Hem seçilemedi hem de ondan sonra CHP’nin yeni idaresine yapmadığı kalmadı. Burada da belli ki birtakım isimler CHP’nin başına, ki diğerleri da pekâlâ olabilir. Bugün diğer birtakım CHP’li ve diğer yerlerden belediye diğernları da görebiliriz. Ama tabii ki en mühim isim — iddialar doğruysa, ki doğruya benziyor — Özlem Çerçioğlu olacak. Onlar erdiler muratlarına diyelim, biz de hadiyi yorumlamaya devam edelim.

Peki günümüz yayını kime ithaf ediyorum? İlk patronum Ercan Arıklı’ya. Ercan Arıklı aslında Türk medyasında bamdiğer birisiydi. Kendisi daha evvelce birtakım gazeteler çıkartmaya çalışmış. Robert Kolej okuyup sonra Lozan’da okuyor ve gazetecilik, yayıncılık en büyük arzusu. Gelişim Yayınları, o vakit Levent’te bir yerdeydi, Gültepe’ye yakın bir yerde. Orada Larousse Ansiklopedisi‘ni basıyordu ve Erkekçe, Kadınca, Nokta gibi dergilerle dergi piyasasının en mühim gücüydü. Ve ben de 1985 Mayıs ayında üniversitede okurken Nokta dergisinde çalışmaya başladım. Ercan Arıklı o tarihte birbirinden değişik isimleri Nokta‘da ve diğer yerlerde, ama temel olarak Nokta‘da topluyordu. Genellikle sol harekete, solun değişik fraksiyonlarından gelme ama iyi okullarda okumuş isimlere çok büyük bir ilgisi vardı. Solcu bulunduğu amacıyla değil, katiyen öyle değildi ama onlardan çok istifade ediyordu. Onları çalıştırmaktan çok memnundu. Ben o bölgeye gittiğimde benden yaşça büyük çok sayıda ismi olan insan vardı ve o bölgeye genç birisi olarak 23 yaşında girdim. Kısa vakitte kendimce kafayarılı işler yaptım. Sonra bir gün Ercan Bey’in kapısını çaldım. Şey istedim, bir taltif, maaşıma ya da statüme yönelik. O yanaşmadı. Ben de istifa ettim. Çok kızdım, istifa ettim. Onu çok rahatsız ettiğini sanmıyorum benim istifamın. Yıllar sonra, bu hadise 87’de sanırım oluyor, daha sonra 2001 seçimlerinden sonra bir baktım Ercan Bey beni arıyor. Vatan Gazetesi vardı o sırada. Zafer Mutlu ve arkadaşları, Ercan Bey de onun kurucuları arasındaydı. Beni bizzat çağrı etti. Diğerleri beni biliyorlardı ama tanımıyorlardı. Ercan Bey beni Vatan Gazetesi‘ne çağırdı ve benim gazetecilik hayatımın en parlak devresi bence Vatan Gazetesi. Kendimi o kadar özgür hissettiğim bir devre, yani hem büyük medyada olup hem de özgür hissettiğim bir devre yok. O manada seneler sonra Ercan Bey’le — onun bana bir kırgınlığı yoktu belki ama benim vardı — barışmış olduk. Sonra Ercan Bey çok acı bir şekilde, bizim gazetenin yeri ana cadde üstünde, Gayrettepe’ye giderken, karşıdan karşıya geçerken bir halk otobüsünün altında kaldı maalesef. 2003 seneı, yanılmıyorsam 2003 senesinde hayatını kaybetti, Haziran ayında. 63 yaşındaymış, tam benim şu andaki yaşım. Ve Ercan Bey’in hayatında çok büyük bir dram vardı. Hepimiz bunu bilirdik ama konuşmazdık. Yıllar evvelce İsviçre’de yaşarken evlerinde hava gazı sızıntısı namacıylaiyle iki oğlu hayatını kaybetti. Eşi çok ağır yaralı bir şekilde kurtulmuş seneler evvelce. Ve Ercan Bey de oğulları Giray ve Ali’nin yanına Zincirlikuyu’ya defnedildi. Ercan Bey’in şu anda Zincirlikuyu’da anında beraberinde kim yatıyor? Sırrı Süreyya Önder. Çok enteresan. İki birbirinden değişik insan. Birisi alabildiğine, şu şekilde söyleyeyim bizim sol tabirle, burjuva. Çok iyi eğitimli, çok şık, her vakit şık, çok kibar. Bir öteki de alabildiğine proleter, halk ağzıyla konuşan, kılık kıyafeti, hani rAhmetli Sırrı amacıyla söylenecek en son şey ‘‘şık’’ olur. Şimdi yan yanalar. Hepsine, Ercan Bey’in çocuklarına da, Ercan Bey’e de ve tabii ki Sırrı’ya da gene rAhmet diliyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.

2 / 2

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım |
Telefon
WhatsApp