DOLAR
Alış: 45.31
Satış: 45.49
EURO
Alış: 53.05
Satış: 53.27
GBP
Alış: 61.13
Satış: 61.58
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
14.05.2026
439 Görüntüleme
Markette Büyük Saygısızlık… Ama İlahi Adalet Gecikmedi..
- Kaybın ağırlığı hâlâ evin her köşesinde hissediliyordu. Eşimizi, babamızı, oğlunu kaybetmenin acısı dinmemişti. Üç çocuğum ve kayınvalidemle birlikte ayakta kalmaya çalışıyorduk. O ise her şeye rağmen güçlü durmaya çalışıyordu; hem kendisi için hem de bizim için. Aramızda hiçbir zaman kırıcı bir söz geçmemişti, aksine birbirimize tutunarak hayatta kalıyorduk. Maddi durumumuz ise her geçen gün daha da zorlaşıyordu. Buna rağmen kayınvalidem, oğlunun ölüm yıl dönümünde onun en sevdiği sütlü tatlıyı yapmak istedi. Bu küçük anma, onun için çok şey ifade ediyordu. Bu yüzden birlikte markete gittik. Aldığımız birkaç temel malzeme ve iki koli yumurta, o gün bizim için büyük bir harcamaydı. Kasada sıraya girmiştik. Kayınvalidem yumurtaları dikkatle tutuyordu. Tam o sırada bir darbe oldu. Bilerek yapılmış, sert bir darbe. Yumurtalar yere düştü ve saniyeler içinde parçalandı. Sarılar zemine yayıldı, beyazlar ayakkabılarımıza bulaştı. Kayınvalidem donup kaldı. Gözleri doldu ama tek kelime edemedi. Sanki suçlu olan kendisiymiş gibi başını eğdi. Ben ise öfkeyle arkamı döndüm. Karşımda duran kişi, yıllar önce bizi küçümseyip hayatımızdan çıkan görümcemdi. Yüzünde pişmanlık değil, kibirli bir gülümseme vardı. Yere dökülen yumurtalara bakmadı bile. Elindeki 1500 TL’yi kasaya fırlattı. “Son kalan büyük ikramiye kazı kazan biletini ver,” dedi, emreder gibi. O an herkes sessizleşti. Sanki herkes ne kadar büyük bir saygısızlık yapıldığını fark etmişti ama kimse bir şey söylemiyordu. Görümcem bileti aldı, sırıtarak geri çekildi. Her zamanki gibi kazanmış gibiydi. Ama bu sefer farklıydı. Kasiyer yavaşça kollarını kavuşturdu. Ona baktı, hafifçe gülümsedi ve sakin bir sesle konuştu: “Önce zararınızı ödeyin.” Market bir anda sessizliğe gömüldü. Görümcemin yüzündeki ifade değişti. İlk defa afallamıştı.
- Kasiyer, yerdeki yumurtaları işaret etti. “Bunları bilerek düşürdünüz. Güvenlik kameraları her şeyi kaydetti. Önce bu zararı karşılamadan işlem yapamayız.” Görümcemin yüzü kızardı. Çevredeki insanların bakışları artık daha belirgindi. Fısıltılar artmıştı. Birkaç kişi başını sallayarak olanları onaylamıyordu. “Saçmalık bu!” diye bağırdı. “Ben müşteri değil miyim?” Kasiyer sakinliğini bozmadı. “Elbette müşterisiniz. Ama aynı zamanda yaptığınız şeyin sorumluluğunu almak zorundasınız.” Görümcem bir an tereddüt etti. Sonra hızlıca çantasını karıştırdı. Sinirli hareketlerle birkaç banknot çıkardı ve tezgâha attı. “Alın işte! Yeter mi?” dedi. Kasiyer parayı saydı, başını salladı. “Evet. Şimdi işlem yapabiliriz.” Ama iş işten geçmişti. Görümcemin az önceki özgüveni kaybolmuştu. Çevresindeki insanların bakışları altında eziliyordu. Az önce kazandığını sandığı zafer, utanca dönüşmüştü. Bileti aldı ama artık eskisi gibi sırıtmıyordu. Hızlı adımlarla çıkışa yöneldi. Tam kapıya yaklaşmıştı ki, ayağı yerdeki hafif ıslak zemine kaydı. Dengesi bozuldu ve elindeki kazı kazan bileti savrularak yere düştü. Kendisi de sertçe oturdu. Bir anlık sessizlik oldu. Kimse gülmedi. Ama kimse yardım etmek için de koşmadı. O an anladı. Hayatta her zaman istediğini zorla alamayacağını, insanları ezmenin bir bedeli olduğunu ilk kez bu kadar net gördü. Biz ise yere çömelmiş, kırılan yumurtaların kalanlarını toplamaya çalışıyorduk. Kayınvalidem hâlâ üzgündü ama bu kez yalnız değildi. Yanındaydım. Kasiyer yanımıza geldi. “İsterseniz depodan birkaç yumurta getireyim,” dedi. “Bu sizin hatanız değil.” Kayınvalidemin gözleri doldu. Sessizce teşekkür etti. O an fark ettim. Hayat bazen çok acımasız olabiliyordu. Ama aynı zamanda küçük adalet anlarıyla da dengeleniyordu. O gün eve dönerken elimizde yine yumurtalar vardı. Ama bu kez içimizde farklı bir duygu da vardı: Haksızlığın her zaman cezasız kalmayacağına dair küçük ama güçlü bir umut.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


