DOLAR
Alış: 45.15
Satış: 45.33
EURO
Alış: 53.09
Satış: 53.31
GBP
Alış: 61.31
Satış: 61.77
“İstanbul sabah saat 7’de -8 derece soğuk bir havaya sahipti. Taksim Meydanı’nda, takım elbisesi içinde genç bir adam koşarak geçiyordu.”
Emre Yılmaz’ın nefesi buhar olup havaya karışıyordu. 26 yaşındaydı ve saat 8’de hayatının en önemli mülakatına girecekti. Ülkenin en büyük teknoloji şirketi… Yıllardır hayalini kurduğu pozisyon… Üç yıl boyunca gece gündüz çalışmış, yabancı dilini geliştirmiş, projeler üretmiş, referanslar toplamıştı. Bugün o gün olacaktı.
Ama kaldırımda yatan yaşlı kadını gördüğünde her şey değişti.
İnsanlar yanından geçip gidiyordu. Kimi kulaklığını takmıştı, kimi telefonuna bakıyordu. Soğuk, insanları daha da duyarsız yapmış gibiydi. Emre bir an durdu. Kalbi hızlandı. Saate baktı: 07.42.
“Geç,” dedi içindeki ses. “Ambulans gelir. Sen geç.”
Ama annesinin sesi o iç sesin üzerine çıktı: “İnsan olmak bazen geç kalmaktır oğlum, ama vicdanına asla geç kalma.”
Emre diz çöktü. Kadının elleri buz gibiydi. 112’yi aradı. Ambulansın gelmesi 15 dakika sürecekti. Paltosunu çıkardı, kadının başının altına koydu. Elini tuttu. Kadın gözlerini araladığında mavi gözleri bir anlığına Emre’ye kilitlendi. O bakışta korku değil, yalnızlık vardı.
08.03’te ambulans geldi. 08.15’te kadın götürüldü.
Saat 08.20.
Telefonunda 12 cevapsız arama, 3 mesaj. Son mesaj kısa ve netti: “Mülakata katılmadığınız için süreciniz sonlandırılmıştır.”
Emre dondu kaldı. Soğuktan değil.
Üç yıllık emek, yarım saat içinde silinmişti.
Beş saat sonra Emre hâlâ yürüyordu. Nereye gittiğini bilmeden, Taksim’den Karaköy’e, oradan Galata’ya. İçinde tuhaf bir boşluk vardı. Ne pişmanlık ne de gurur… Sadece sessizlik.
Telefonu çaldı. Bilmediği bir numara.
Açmadı.
Tekrar çaldı.
İç çekerek açtı. “Alo?”
Karşıdan sakin ama otoriter bir erkek sesi geldi.
“Emre Yılmaz ile mi görüşüyorum?”
“Evet.”
“Ben Arda Demir. Az önce mülakatına katılmadığın şirketin CEO’suyum.”
Emre’nin adımları durdu. Kalbi bir an duracak gibi oldu.
“Sanırım yanlış numara,” dedi kısık bir sesle.
“Hayır,” dedi adam. “Doğru numara. Sabah 7.45 civarında Taksim’de bir yaşlı kadına yardım eden kişi sen miydin?”
Emre’nin zihni karıştı. “Evet ama—”
“Şu an müsait misin? Seni almak üzere bir araç gönderiyorum.”
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Diğer Galeriler
-
Gençliğimin En Güzel Yıllarında Tanımıştım Onu
-
“İstanbul sabah saat 7’de -8 derece soğuk bir havaya sahipti. Taksim Meydanı’nda, takım elbisesi içinde genç bir adam koşarak geçiyordu.”
-
Düğünde Çıldıran Köpek Gelinliği Isırıp Sahibini Geri Çekti! Saniyeler Sonra Olanlar Herkesi Dehşete Düşürdü…
-
Orkideleri hiç bu malzemeyle suladınız mı?
-
Balıktan 7 bin kat değerli
-
Nişanlım yanımda duruyordu
