DOLAR
Alış: 46.05
Satış: 46.23
EURO
Alış: 53.30
Satış: 53.51
GBP
Alış: 61.65
Satış: 62.10
Hâkim çocuğa fakir annesiyle milyoner babası arasında seçim yapmasını söyledi
Aile mahkemesi hâkimi dosyadan gözlerini kaldırıp karşısında oturan iki çocuğa baktı.
Henüz dokuz yaşındaydılar. Ayakları sandalyeden sarkıyor, elleri ise ceza bekleyen çocuklar gibi birbirine kenetlenmişti.
— Bana dürüstçe cevap vermenizi istiyorum. Kiminle yaşamak istiyorsunuz? Annenizle mi, babanızla mı?
Salon bir anda sessizliğe gömüldü.
Klimaların uğultusu bile duyulmuyordu.
Zeynep Yıldırım kalbinin boğazına yükseldiğini hissetti. Üzerinde sade mavi bir bluz vardı, saçlarını aceleyle toplamıştı ve gözleri uykusuz gecelerden şişmişti.
Salonun diğer tarafında eski eşi oturuyordu:
Murat Karahan.
Özel dikim gri takım elbisesi, parlayan ayakkabıları, pahalı saati ve herkesi kendinden aşağı gören o bakışıyla…
İstanbul’da lüks otomobil galerileri zincirinin sahibiydi ve sanki mahkeme salonu bile ona aitmiş gibi davranıyordu.
Yanındaki avukatı ise rahatsız edici bir özgüvenle gülümsedi.
— Sayın hâkim — dedi kadın — müvekkilim çocuklara güvenli ve konforlu bir hayat sunabilir. Özel okul, sağlık sigortası, spor aktiviteleri, şoför ve Zekeriyaköy’de büyük bir villa…
Sonra küçümseyen gözlerle Zeynep’e döndü.
— Buna karşılık Bayan Yıldırım’ın düzenli bir işi yok. Şu anda halasının evinde kalıyor, ev yemekleri yapıp siparişle satıyor. Açıkçası bu çocukların geleceğini garanti edebilecek durumda değil.
Zeynep boğazındaki düğümü yutmaya çalıştı.
On yıl boyunca hayatını ikiz oğulları Efe ve Kerem için yaşamıştı. Yemek yapmış, temizlik yapmış, hastalık gecelerinde başlarında beklemiş, ödevlerine yardım etmiş, okul gösterilerine gitmiş, her türlü aşağılanmaya katlanmıştı.
Ama şimdi bunların hiçbir değeri yoktu.
Şimdi ona “yetersiz” diyorlardı.
Murat kravatını düzeltti ve üzgünmüş gibi bir nefes verdi.
— Ben ona yardım etmeye çalıştım sayın hâkim. Ama Zeynep çok dengesiz biri. Sürekli ağlıyor, bağırıyor, kriz geçiriyor. Çocuklar bile bazen ondan korktuklarını söylediler.
Zeynep bir anda ayağa kalktı.
— Yalan söylüyorsun! Çocukları bana karşı kullanıyorsun!
Hâkim masaya sertçe vurdu.
— Bayan Yıldırım! Bir kez daha sözümü keserseniz sizi salondan çıkarmak zorunda kalacağım!
Murat başını eğdi ama dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi.
Ne yaptığını çok iyi biliyordu.
Zeynep’i herkesin gözünde “deli kadın” gibi göstermeye çalışıyordu.
Zeynep titreyerek yerine oturdu.
Ön sırada oturan Efe, ikizlerden dört dakika büyük olan çocuk, gözlerini yere dikmişti. Daha hassas yapılı olan Kerem ise burnunu koluyla siliyor ve annesine bakmadan duramıyordu.
Murat onlara oyun konsolları, yurt dışı tatilleri ve devasa odalar vaat etmişti.
Ama bunun yanında korkunç şeyler de söylemişti.
Eğer annelerini seçerlerse onun temizlikçilik yapmak zorunda kalacağını…
Onlar yüzünden borç içinde yaşayacağını…
Fakir bir annenin çocuklarını gerektiği gibi sevemeyeceğini…
Hâkim derin bir nefes aldı.
— Efe, önce sen konuşabilirsin.
Çocuk başını kaldırdı.
Gözleri dokuz yaşındaki bir çocuğun gözlerine benzemiyordu.
Sanki yaşından çok daha fazla şey görmüş gibiydi.
Murat ona belli belirsiz göz kırptı.
Avukat gülümsedi.
Zeynep ise hayatını paramparça edecek cümleyi duymaya hazırlanarak gözlerini kapattı.
Efe yavaşça ayağa kalktı.
— Sayın hâkim… Kiminle yaşamak istediğimi söylemeden önce bir şey göstermek istiyorum.
Hâkim kaşlarını çattı.
— Ne göstermek istiyorsun?
Efe montunun cebine elini soktu.
Murat’ın yüzündeki renk bir anda kayboldu.
— Efe, otur yerine — dedi aceleyle. — Saçmalama oğlum.
Ama çocuk onu dinlemedi.
Ekranı çatlamış eski bir telefonu çıkarıp herkesin görebileceği şekilde havaya kaldırdı.
— Gerçek burada — dedi titreyen sesiyle. — Ve annemin hiçbir şeyden haberi yok.
Murat aniden ayağa fırladı.
— Onu hemen bana ver!
Güvenlik görevlisi bir adım öne çıktı.
Kerem ağlamaya başladı.
Zeynep ise dünyanın durduğunu hissetti.
Çünkü o anda korkunç bir şeyi fark etmişti.
Çocukları, onun hiç bilmediği büyük bir sırrı aylardır tek başlarına taşıyordu…
Bölüm 2
Murat’ın sesi mahkeme salonunda yankılandı.
— O telefon bana ait! Çocuk ne yaptığını bilmiyor!
Ama artık çok geçti.
Efe telefonu iki eliyle sıkıca tuttu ve hâkime doğru uzattı.
— Babam silmeye çalıştı… ama ben videoları başka yere de kaydettim.
Salondaki herkes donup kaldı.
Avukatın yüzündeki o kibirli gülümseme ilk kez kayboldu.
Hâkim sert bir ifadeyle eliyle işaret etti.
— Telefonu bana ver evladım.
Murat bir adım ileri atınca güvenlik görevlisi önüne geçti.
— Yerinizde kalın beyefendi.
Zeynep nefes bile alamıyordu.
Oğlu ne saklıyordu?
Ve Murat neden bu kadar korkmuştu?
Hâkim telefonu açtı.
Ekranda birkaç ses kaydı, mesaj görüntüsü ve kısa videolar vardı.
İlk videoyu oynattı.
Görüntü Murat’ın çalışma odasında çekilmişti.
Muhtemelen gizlice.
Murat telefonda biriyle konuşuyordu.
Sesi netti.
— Çocuklar benimle kalırsa iş tamamen bitecek. Zeynep’in hiçbir hakkı kalmayacak.
Karşı taraftaki adam güldü.
— Kadın hâlâ evin yarısını istiyor mu?
Murat alaycı şekilde kahkaha attı.
— Birkaç aya psikolojik dengesiz raporu çıkaracağız. Sonra çocukları göstermem bile.
Zeynep’in elleri buz kesti.
Salonda uğultular yükseldi.
Avukat ayağa kalktı.
— Sayın hâkim, bunun nasıl elde edildiğini bilmiyoruz. Bu kayıt yasa dışı olabilir—
Ama hâkim onu susturdu.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Diğer Galeriler
-
Gelinlik butiğinde küçük kız kardeşim bana gelinliğini göstermek için dışarı çıktı. Ama terzi arkadaki fermuarı açtığında nefesim kesildi.
-
Oğlumun ordu mezuniyet törenine sadece arka sırada sessizce oturup onu desteklemek için gittim
-
Bebeğimi daha yeni dünyaya getirmiştim. Kocam gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi: “Eve otobüsle dön
-
5 yaşındaki oğlum, çöpün yanında uyuyan iki çocuk için arabayı durdurmamı istedi.
-
Onu çocuklarının önünde bir aile toplantısından kovdular
-
Onu tanıdığımda dünyam değişmişti
