DOLAR
Alış: 46.00
Satış: 46.18
EURO
Alış: 53.15
Satış: 53.36
GBP
Alış: 61.45
Satış: 61.91
Emir yavaşça merdivenlerden indi, terliklerini basamaklara sürterek sesi bilinçli gibi çıkarıyordu.
O bakışı tanıyordum.
Yıllarca kullanmıştı.
Hastayken doktora gitmemek için.
Bir şeyi kırıp “önemli değil” dedirtmek için.
Para istediğinde “son kez” demek için.
Bana bağırıp sonra sarılarak her şeyi unutturmak için.
Ama o sabah o boşluk yoktu.
Ya da vardı ama ben onu kapalı tuttum.
—Anne —dedi, yumuşakça.
O kelime beni neredeyse yıkacaktı.
Murat fark etti ama karışmadı.
Derin bir nefes aldım.
—Bunu bana karşı kullanma.
Emir şaşırdı.
—Kullanmak mı? Bunu mu düşünüyorsun?
—Senin öfkenle hasta olmuş bir insan olduğunu düşünüyorum. Ve ben seni, her seferinde haklı çıkararak bunu daha da büyüttüm.
Gözlerim doldu.
Ağlamak istemedim.
Ama bu kez korkudan değil, yas gibiydi.
—Beni affet —dedim— Sınır koyamadığım için. Sevgiyi her şeye izin vermek sandığım için. Ama artık, seni dünyaya getiren insana el kaldırabilen birine dönüşürken yanında duramam.
Emir elleriyle yüzünü kapattı.
Bir süre öyle kaldı.
Sonra hiçbir şey demeden merdivenlerden yukarı çıktı.
Her adımı bir vedaydı.
Koridorda kaybolduğunda dizlerim boşaldı, sandalyeye oturdum.
Murat yaklaştı.
—İyi misin?
Kısık bir kahkaha çıktı benden.
—Bilmiyorum.
Başını salladı.
—Ben de.
Sessiz kaldık.
Masadaki kahvaltı soğuyordu.
Kahve lekesine baktım. Küçük, düzensiz, tamamen yok edilemeyen bir izdi. Bazı yaraların da böyle olduğunu düşündüm: tüm hayatı yok etmezdi ama artık yokmuş gibi de davranamazdın.
Murat karşıma oturdu.
—Elif, bir şey daha var.
Ona baktım.
—Ne?
Yüzünü eliyle sıvazladı.
—Üç hafta önce Emir beni aradı. Para istedi. Seni evden kovduğunu, ona yemek vermediğini, onu yük gibi gördüğünü söyledi.
Göğsümde bir sızı hissettim.
—Ve sen ona inandın mı?
—Beş bin lira gönderdim.
Gözlerimi kapattım.
—Murat…
—Biliyorum. Aptallık ettim. Sonra tekrar istedi. Bu sefer yirmi bin dedi. Borcum var dedi.
Gözlerimi aniden açtım.
—Kime?
Murat çenesini sıktı.
—Söylemedi.
Tam o anda yukarıdan bir ses geldi. Çekmeceler açılıyor, bir şeyler düşüyor, duvara çarpan bir ses.
Kalbim hızlandı.
—Borcu mu var? —dedim.
Murat sesini alçalttı.
—Bunun için bunu da getirdim.
Dosyadan başka bir kâğıt çıkardı. Yazışmaların çıktısıydı.
—Beni bilinmeyen bir numara aradı. Emir ödemezse gelip onu buradan alacaklarını söylediler.
Bütün bedenime bir soğuk yayıldı.
—Buraya mı?
Murat başını salladı.
—O yüzden bekleyemezdim.
Merdivenlere baktım.
Korku şekil değiştirdi. Artık sadece oğlumun bize verebileceği zarar değildi. Onun hayatının çektiği karanlık da evimizin kapısına dayanmıştı.
—Bunu geldiğinden beri neden söylemedin?
—Önce onu evden çıkarmayı kabul etmeni sağlamam gerekiyordu. Bunu baştan söylesem onu yine korumaya çalışacaktın.
Acıttı, çünkü doğruydu.
Üst katta kapı sertçe çarptı.
Emir siyah bir sırt çantasıyla aşağı indi. Gözleri kızarmıştı, yüzü sertleşmişti. Artık çocuk gibi değildi. Ama bir canavar gibi de değildi. Sadece çok kötü bir çizginin kenarında duran bir insandı.
—Tamam —dedi.
Murat ayağa kalktı.
—Gidiyoruz.
Emir bana baktı.
Sarılmamı bekliyordu.
Bunu gözlerinden gördüm.
Ben de istiyordum.
Küçükken yaptığım gibi onu kucaklayıp “her şey düzelecek” demek istiyordum. Ama nasıl yapacağımı bilmiyordum.
Yine de kalkmadım.
—Önce kahvaltı yap —dedim.
Kaşlarını çattı.
—Ne?
—Gideceksin. Ama aç karnına değil.
Yüzü çok küçük bir an kırıldı.
Çantasını yere bıraktı ve sessizce oturdu.
Murat ayakta kaldı, tetikteydi.
Ona bir tabak koydum. Menemen, fasulye, üstünde yumurta. Çay koydum, şekersiz, büyüdüğünden beri sevdiği gibi.
Emir çatalla titreyen bir el uzattı.
Üç lokma yedi.
Sonra durdu.
—Anne.
Bakmadım.
—Söyle.
Uzun süre sustu.
—Dün gece korktum.
Çatal tabağa çarptı.
—Sana vurduğumda… ilk anda hiçbir şey hissetmemekten korktum.
Nefesim kesildi.
Murat yumruklarını sıktı.
Emir devam etti, sesi kırılarak.
—Sonra yukarı çıktım ve senin ağlayacağını düşündüm. Ya da kapıyı çalacağını. Ya da konuşmak isteyeceğini. Ama hiçbir şey yapmadın. Ve bu beni daha çok kızdırdı. Çünkü sanki artık umursamıyormuşsun gibi geldi.
Bir gözyaşı istemsizce aktı.
—Seni o kadar çok önemsiyorum ki, seni artık kurtarmayı bıraktım.
Emir ağzını kapattı.
Sonunda ağladı.
Güzel bir ağlama değildi. Kırık, öfkeli, düzensizdi. İçinden pas sökülür gibi.
Ben onu kucaklamadım.
Sessizce oturup ağladım.
Çünkü bazen bir çocuğu sevmek, onun acısını ilk kez gerçekten ona bırakmaktır.
Sonra kapı zili çaldı.
Üçümüz de başımızı kaldırdık.
Murat kapıya baktı.
—Birini mi bekliyorsun?
Başımı salladım.
Zil tekrar çaldı.
Daha uzun.
Emir bembeyaz oldu.
—Açma.
Murat ona döndü.
—Kim?
Emir cevap vermedi.
Zil üçüncü kez çaldı. Ardından kapıya üç sert yumruk indi.
Dışarıdan bir erkek sesi geldi.
—Emir. İçerde olduğunu biliyoruz.
Oğlum sandalyeyi devirecek kadar hızlı kalktı.
—Anne, açma —dedi, bu kez gerçek bir korkuyla.
Ev sanki küçüldü.
Murat telefonunu çıkardı.
—112’yi arıyorum.
Ama numarayı tuşlamadan önce dışarıdan başka bir ses geldi. Sakin, neredeyse nazik.
—Hanımefendiyle bir derdimiz yok. Sadece oğlunuzun borcu için geldik.
Emir tekrar ağlamaya başladı ama bu kez çocuk gibi.
—Özür dilerim —diye fısıldadı— Özür dilerim anne.
Kapıya baktım.
Sonra oğluma.
Ve anladım ki onu evden çıkarmak sadece başlangıçtı.
Gerçek karanlık şimdi zili çalıyordu.
Murat numarayı aradı.
Ben mutfak çekmecesinden büyük bıçağı aldım. Kimseye saldırmak için değil. Sadece ilk kez kendimi korumam gerektiğini anladığım için.
Dışarıdan yumruklar devam etti.
İçeride Emir dizlerinin üstüne çöktü.
—Anne, yardım et —dedi.
Bıçağın sapını sıkı tuttum.
Ona baktım.
Kalbim kırık ama artık uyanıktı.
—Sana yardım edeceğim Emir —dedim— Ama eskisi gibi değil.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Diğer Galeriler
-
Gelinlik butiğinde küçük kız kardeşim bana gelinliğini göstermek için dışarı çıktı. Ama terzi arkadaki fermuarı açtığında nefesim kesildi.
-
Oğlumun ordu mezuniyet törenine sadece arka sırada sessizce oturup onu desteklemek için gittim
-
Bebeğimi daha yeni dünyaya getirmiştim. Kocam gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi: “Eve otobüsle dön
-
5 yaşındaki oğlum, çöpün yanında uyuyan iki çocuk için arabayı durdurmamı istedi.
-
Onu çocuklarının önünde bir aile toplantısından kovdular
-
Onu tanıdığımda dünyam değişmişti
