DOLAR
Alış: 45.83
Satış: 46.02
EURO
Alış: 53.23
Satış: 53.45
GBP
Alış: 61.54
Satış: 62.00
Benimle evlenir misin? diye sordu milyoner, gidecek hiçbir yeri kalmayan anneye..
Emily olduğu yerde donup kaldı.
Lobideki herkes de öyle.
Bir an boyunca kimse konuşamadı.
Resepsiyondaki kadınların yüzündeki alaycı ifade silinmişti.
Nathan ise gözlerini Emily’den ayırmıyordu.
“Bay Holloway…” diye kekeledi resepsiyon görevlilerinden biri. “Biz… biz sadece…”
“Sadece ne?” diye sordu Nathan.
Sesi yüksek değildi.
Ama içindeki sertlik tüm salonu susturmaya yetmişti.
Kadın cevap veremedi.
Nathan yavaşça Emily’ye döndü.
“Kızınız kahvaltı yaptı mı?”
Emily şaşkınca başını salladı.
“Hayır.”
Nathan hemen yanındaki asistana baktı.
“Üst kattaki yemek salonunu hazırlayın.”
Sonra küçük kıza gülümsedi.
“Krep sever misin?”
Küçük kız annesine baktı.
Sanki cevap vermek için izin istiyordu.
Emily’nin gözleri doldu.
Küçük kız yavaşça başını salladı.
Nathan ilk kez içten bir gülümseme gösterdi.
“O halde bugün krep günü.”
—
Yarım saat sonra Emily kendisini şirketin en üst katındaki özel yemek salonunda buldu.
Masada sıcak yiyecekler vardı.
Taze meyveler.
Süt.
Çorba.
Ve küçük kızın hayatında gördüğü en büyük çikolatalı krep.
Çocuk iştahla yemeye başlayınca Emily başını çevirdi.
Ağlamasını istemiyordu.
Ama Nathan fark etmişti.
“Neden yardım kabul etmekte bu kadar zorlanıyorsunuz?” diye sordu.
Emily uzun süre sustu.
Sonra fısıldadı:
“Çünkü insanlar yardım ederken karşılığında bir şey ister.”
Nathan birkaç saniye düşündü.
“Ben de bir şey istiyorum.”
Emily’nin yüzü gerildi.
İşte geliyor, diye düşündü.
Her iyiliğin faturası.
Ama Nathan’ın sonraki sözleri beklediği gibi olmadı.
“Kızınızın güvende olmasını istiyorum.”
Emily şaşkınlıkla ona baktı.
Nathan pencereye doğru yürüdü.
Şehrin tamamı ayaklarının altındaydı.
“Biliyor musunuz…” dedi sessizce. “Ben de bir zamanlar hiçbir yere ait değildim.”
Emily kaşlarını çattı.
Bu imkânsız görünüyordu.
Nathan Holloway’ın her şeye sahip olduğu belliydi.
Nathan masasındaki eski bir fotoğrafı aldı.
Fotoğrafta yaşlı bir kadın vardı.
“Bu annem.”
Fotoğrafı Emily’ye uzattı.
“Ben sekiz yaşındayken beni bir sığınma evinden aldı.”
Emily’nin nefesi kesildi.
Nathan devam etti.
“Herkes beni istemedi. Kimse bana inanmadı. Ama o inandı.”
Salondaki sessizlik ağırlaştı.
“Kendime söz verdim. Eğer bir gün başarılı olursam, insanların düştüğü yerden kalkmasına yardım edeceğim.”
Emily ilk kez onun gözlerine dikkatle baktı.
Orada acı vardı.
Gerçek acı.
Rol yapılmış bir merhamet değil.
Nathan masaya geri döndü.
“Teklifim hâlâ geçerli.”
Emily’nin kalbi hızlandı.
“Evlenme teklifi mi?”
“Evet.”
Emily başını iki yana salladı.
“Bu mantıklı değil.”
Nathan hafifçe gülümsedi.
“Belki.”
“O zaman neden?”
Nathan cevap vermeden önce birkaç saniye bekledi.
Sonra cebinden bir dosya çıkardı.
Dosyanın üzerinde büyük harflerle bir isim yazıyordu.
EMILY CARTER.
Emily’nin yüzündeki renk kayboldu.
“Bu da ne?”
Nathan dosyayı önüne bıraktı.
“Çünkü seni dün ilk kez görmedim.”
Emily’nin parmakları titremeye başladı.
Dosyayı açtı.
İçinde yıllar öncesine ait fotoğraflar vardı.
Üniversite kayıtları.
Gazete kupürleri.
Ve en altta, sararmış bir mektup.
Mektubun üzerinde tek bir cümle yazıyordu:
“Eğer bir gün kızımı bulursan, ona gerçeği anlat.”
Emily’nin gözlerinden yaşlar süzüldü.
Çünkü mektubun altındaki imza, on sekiz yıl önce kaybettiğini sandığı babasına aitti.
Ve Nathan’ın bir sonraki cümlesi, hayatını tamamen değiştirdi.
“Emily… baban ölmedi.”
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Diğer Galeriler
-
Benimle evlenir misin? diye sordu milyoner, gidecek hiçbir yeri kalmayan anneye..
-
Annem ağlayıp karımın kendisine saygısızlık ettiğini söylediği için karımı kiler odasına kilitledim.
-
6 Yaşındaki Bir Kız Çocuğu Öğretmenine Yalvardı: Lütfen Beni Almasına İzin Vermeyin.
-
Beyefendi… bebeğimi alır mısınız? Annem üç gündür hiçbir şey yemedi.
-
Müstakbel kayınvalidem düğün masraflarını karşılamak için ATM kartımı istedi.
-
Ağzınızdaki Sessiz Uyarı: Bu Küçük Noktayı Göz Ardı Etmek Hayatınızın En Tehlikeli Hatası Olabilir
