DOLAR
Alış: 45.41
Satış: 45.59
EURO
Alış: 52.84
Satış: 53.05
GBP
Alış: 60.58
Satış: 61.03
Annem birkaç ay önce, uzun süren kanser mücadelesinin ardından hayatını kaybetmişti
Emre başını salladı.
“Avukat, annemin bunu yıllardır bildiğini söyledi.”
Düğün salonundan kahkahalar yükseliyordu. Birkaç metre ötede insanlar dans ediyor, babam yeni karısıyla mutluluk pozları veriyordu. O an midem bulandı.
Hiç düşünmeden salona geri girdim. Emre arkamdan seslendi ama durmadım.
Babam tam pasta keserken yanına yürüdüm. Herkes bize dönüp baktı.
“Elimde annemin mektubu var,” dedim yüksek sesle.
Salon bir anda sessizliğe gömüldü. Babamın yüzündeki gülümseme dondu. Ceylan Teyze’nin rengi attı.
“Ne yapıyorsun sen?” diye fısıldadı babam.
“Gerçeği söylüyorum.”
Mektubu havaya kaldırdım.
“Annem her şeyi biliyormuş. Siz daha o hayattayken birlikteymişsiniz.”
Konukların arasında fısıldaşmalar başladı. Babam bana doğru bir adım attı.
“Bu konuşmanın sırası değil,” dedi dişlerini sıkarak.
“Peki ne zaman sırası olacaktı?” diye bağırdım. “Annem mezara girdikten sonra mı?”
Ceylan Teyze gözyaşlarına boğuldu.
“Biz kimseyi incitmek istemedik…” diye mırıldandı.
O söz beni daha da öfkelendirdi.
“İncitmek istemediniz mi? Annem ölmeden önce ihaneti öğrenmiş!”
Babamın yüzü çöktü. İlk kez gerçekten yaşlanmış görünüyordu. Uzun süre hiçbir şey söylemedi. Sonra yavaşça sandalyesine oturdu.
“Evet,” dedi sonunda. “Doğru.”
Salondaki herkes donup kalmıştı.
Babam ellerini yüzüne kapattı.
“Annenizi seviyordum,” dedi boğuk bir sesle. “Ama hata yaptım. Büyük bir hata.”
İlk kez onu bu kadar güçsüz görüyordum. Yıllarca gözümde güçlü duran adam gitmişti. Yerine suçluluğun altında ezilen biri kalmıştı.
“O zaman neden devam ettin?” diye sordum.
Uzun süre cevap vermedi. Sonra gözleri dolu dolu bana baktı.
“Çünkü insanlar bazen en çok sevdikleri kişileri kırar,” dedi. “Ve bazı hataların geri dönüşü olmaz.”
O gece düğün dağıldı. Misafirler sessizce ayrıldı. Kimse ne söyleyeceğini bilmiyordu. Emre’yle birlikte evi terk ettik. Günlerce babamın telefonlarına cevap vermedim. İçimde büyüyen öfke, annemi ikinci kez kaybetmişim gibi hissettiriyordu.
Ama zaman geçtikçe annemin mektubundaki son cümle zihnimde yankılanmaya başladı:
“Nefretin sizi tüketmesine izin vermeyin.”
Bir akşam mezarını ziyaret ettim. Toprağın başında uzun süre sessizce oturdum. Rüzgâr hafifçe ağaçları sallıyordu. Annem sanki hâlâ yanımdaymış gibi hissettim.
O an şunu fark ettim: Babamın yaptıkları korkunçtu. Ceylan Teyze’nin ihaneti affedilir gibi değildi. Ama annem son günlerinde bile bize kin bırakmak istememişti. Çünkü nefret insanı içeriden çürütürdü.
Babamı hemen affetmedim. Belki hâlâ tamamen affetmiş değilim. Ama onunla konuşmayı yeniden öğrendim. Çünkü bazen affetmek, yapılan şeyi unutmak değil; kendi yaralarını daha fazla kanatmamak demektir.
Annemin bana bıraktığı son miras da buydu:
Gerçek can yakabilirdi, ama insanı ayakta tutan şey yine sevgiydi.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Diğer Galeriler
-
Evsiz bir adam, lüks arabaları en azından yakından görebilme hayaliyle pahalı bir araba showroom’una girdi
-
“Zengin kocam, elbisem yüzünden beni sakladı
-
Ülkenin en tanınmış sekiz doktoru, bir milyarderin oğlunu saatlerce kurtarmaya çalıştı
-
Tesadüfen, gelinimin eski kahverengi bir bavulu derin bir göle attığını gördüm
-
Babaya Ders Veren Kız
-
Miras, İhanet ve Avukatın Planı
