DOLAR
Alış: 44.64
Satış: 44.82
EURO
Alış: 52.62
Satış: 52.83
GBP
Alış: 60.40
Satış: 60.85
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
17.02.2026
2061 Görüntüleme
Kocam her cumartesi hasta amcasını ziyaret ettiğini söylüyordu — ama ben amcasını aradığımda, “Onu altı aydır görmedim!” dedi.
- Kocam her cumartesi hasta amcasını ziyaret ettiğini söylüyordu. Üç ay önce hafif bir felç geçiren amcası iki saat uzaklıktaki küçük bir Ege kasabasında yalnız yaşıyordu. Doktoru sıkı istirahat vermişti. Eşim de büyük bir sorumlulukla her cumartesi sabah saat dokuzda evden çıkıyor, “Amcama gidiyorum,” diyerek akşam geç saatte dönüyordu. Temizlik yapacağını, alışverişini halledeceğini, yemek pişireceğini söylüyordu. Yirmi beş yıllık evliliğimizde ona güvenmemek için hiçbir sebebim olmamıştı. Bu yüzden şüphe etmedim. Birkaç kez birlikte gitmeyi teklif ettim ama her seferinde gülümseyerek, “Erkek erkeğe biraz vakit geçirelim,” dedi. Israr etmedim. Bir gün içime doğdu. Amcası için yaprak sarma ve börek hazırladım. Eşim işteyken amcayı arayıp sürpriz yapmak istedim. Hal hatır sorduk. Ses tonu gayet iyiydi, hatta artık kendi yemeğini yapabildiğini söyledi. Sevinerek, “Ne güzel! Cumartesi yine gelecek ya, o zaman birlikte yersiniz,” dedim. Telefonun ucunda bir sessizlik oldu. “Kim gelecek kızım?” dedi. “Yeğeniniz… Her cumartesi size geliyor ya…” Derin bir iç çekti. “Evladım, ben onu yaklaşık altı aydır görmedim.” O an mideme bir yumruk yemiş gibi oldum. Üç aydır her cumartesi neredeydi? Kalbim deli gibi atmaya başladı. Aklıma gelen ilk şey ihanetti. Yirmi beş yılın ardından başka bir kadın mı? O akşam hiçbir şey belli etmedim. Gülümsedim, yemeği hazırladım, sohbet ettim. O ise her zamanki gibiydi. Ama içimde fırtına kopuyordu. Gece yarısı sessizce garaja indim. Arabasının araç kamerasının hafıza kartını çıkardım. Ellerim titriyordu. Bilgisayarın başına geçtim ve kayıtları açtım. İlk görüntü cumartesi sabahına aitti. Eşim evden çıkıyor, arabaya biniyor, ama amcasının yaşadığı kasabaya giden otoyola değil, tam ters yöndeki çevre yoluna giriyordu. Nefesim daraldı. Görüntüler ilerledi. Şehir merkezini geçip eski bir sanayi bölgesine yöneldi. Sonunda yıkık dökük bir binanın önünde durdu. Kameradan binanın tabelası tam görünmüyordu ama bir dernek gibi görünüyordu
- İçeri girerken yüzünde alıştığım o ciddi ifade vardı. Yanında kimse yoktu. Sonraki kaydı açtım. Bu kez içeriden bir görüntü vardı; muhtemelen kamerayı kapatmayı unutmuştu. Büyük bir salon… Plastik sandalyeler… Ortada eski bir soba… Ve sandalyelerde oturan yirmi kadar çocuk. Çocuklar sekiz ila on dört yaşlarındaydı. Üzerleri eski ama temiz kıyafetlerle doluydu. Bazıları sessizce birbirine sokulmuş, bazıları heyecanla konuşuyordu. Eşim ortada durdu ve alkış aldı. Bir an beynim durdu. Sonraki görüntülerde eşimin mutfak bölümünde yemek dağıttığını gördüm. Kocaman tencerelerden çorba dolduruyor, çocukların başını okşuyor, biriyle diz çöküp ödevine yardım ediyordu. Başka bir kayıtta bir çocuk ona sarılıp “Baba” diye seslendi. Gözlerim doldu. Görüntüler ilerledikçe gerçeği parça parça anladım. Burası maddi durumu yetersiz ailelerin çocukları için kurulmuş küçük bir dayanışma merkeziydi. Devlet desteği yok denecek kadar azdı. Eşim burada gönüllü çalışıyordu. Son kayıtta bir konuşma vardı. Çocuklardan biri, “Abi, yazın gezi yapabilecek miyiz?” diye soruyordu. Eşim gülümseyerek, “Söz verdim ya. Bu yaz sizi denizi görmeye götüreceğim,” dedi. O an boğazım düğümlendi. Eşim son aylarda daha fazla çalışıyor, bazı akşamlar yorgun dönüyordu. Ben bunu sıradan iş stresi sanmıştım. Ertesi sabah hiçbir şey söylemedim. Ama bir hafta boyunca onu izledim. Harcamaları kontrol ettim. Maaşından düzenli olarak ciddi bir miktarın çekildiğini fark ettim. Bunu bana hiç söylememişti. Cumartesi geldiğinde yine saat dokuzda çıktı. Bu kez arkasından arabayla ben de çıktım. Onu aynı sanayi bölgesine kadar takip ettim. Arabamı biraz uzağa park edip yürüdüm. Binanın kapısından içeri bakarken çocukların kahkahalarını duydum. Kapıyı araladım. Eşim beni görünce donakaldı. Yüzündeki ifadeyi asla unutamam. Korku, şaşkınlık ve suçluluk aynı anda belirdi. “Ben… açıklayabilirim,” dedi. Gözlerim dolu dolu içeri baktım. Çocuklardan biri koşup ona sarıldı. “Abi, bugün hikâye okuyacaktın!” Derin bir nefes aldım. “Amcanı aradım,” dedim sakin bir sesle. Başını öne eğdi. “Sana sürpriz yapmak istemiştim. Emekli ikramiyemi ve birikimlerimizin bir kısmını buraya harcadım. Senin karşı çıkacağını düşündüm. Çünkü evimizi yenilemeyi konuşuyorduk. Ama ben… başka türlü yapamadım.” Salondaki duvarda bir afiş asılıydı: “Umut Evi Çocuk Dayanışma Merkezi.” O an içimdeki bütün şüphe eridi. Yerini utanç ve gurur karışımı bir duygu aldı. Onu ihanetle suçlamaya hazırdım. O ise başkalarının çocuklarına umut olmaya çalışıyordu. Yavaşça yanına yürüdüm. “Beni neden dahil etmedin?” dedim. Şaşkınlıkla yüzüme baktı. “Bu sadece senin değil, bizim iyiliğimiz olmalıydı.” Gözleri doldu. “Kızar diye korktum.” Elini tuttum. “Yirmi beş yıldır seni tanıyorum. Böyle bir şeye nasıl kızarım?” O gün ilk kez o salonda birlikte yemek dağıttık. Çocuklarla oyun oynadık. Eve dönerken aramızda uzun zamandır hissetmediğim bir huzur vardı. Bazen en büyük korkularımız, en güzel gerçeğin kapısını aralar. O gece araç kamerasında bir ihanet değil, evliliğimin aslında ne kadar sağlam temeller üzerine kurulu olduğunu gördüm. Ve anladım ki güven, sorgusuz sualsiz inanmak değil; gerçeği öğrenmeye cesaret edip sevgiyle kalabilmektir.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


