DOLAR
Alış: 45.41
Satış: 45.59
EURO
Alış: 52.84
Satış: 53.05
GBP
Alış: 60.58
Satış: 61.03
Büyükanne ormanda bir tuzak ve içine yakalanmış bir kurt yavrusu buldu
- Büyükanne, geçimini sağlamak için her mevsim ormana gitmek zorunda kalan yalnız bir kadındı. Bir gün yine mantar toplamak için çıktığı ormanda, kaçak avcıların kurduğu demir bir tuzağa yakalanmış bir kurt yavrusu buldu. Korkusuna rağmen yavruyu kurtardı. Ancak tuzağı açtıktan birkaç dakika sonra, arkasında kırılan bir dal sesiyle hayatının en tehlikeli anlarından biri başladı. Ormanın kıyısındaki eski, sıvası dökülmüş evinde tek başına yaşıyordu. Emekli maaşı birkaç bin Türk lirasından ibaretti; elektrik, su ve ilaç masraflarını zar zor karşılıyordu. Bu yüzden ilkbaharda kuşburnu, sonbaharda mantar toplar; fazlasını pazarda satarak geçinmeye çalışırdı. Yıllardır aynı patikayı yürür, hangi ağacın dibinde mantar biter, hangi çalının altında böğürtlen olur ezbere bilirdi. O sabah hava pusluydu. Gece çöken sis, toprağı ağır ve nemli bırakmıştı. Başörtüsünü sıkıca bağladı, bez torbasını koluna taktı ve ağır adımlarla ormana girdi. Yapraklar ayaklarının altında hışırdıyor, uzaklardan bir ağaçkakanın tok sesi duyuluyordu. Her şey alışıldık ve sakindi. Derken o sesi duydu. İlk anda bir çocuğun ağladığını sandı. İnce, titrek ve acı dolu bir sesti. Yüreği hızlandı. Bu saatte ormanda bir çocuk olamazdı. Sesin geldiği yöne doğru dikkatle ilerledi. Çalıları araladığında gördüğü manzara içini parçaladı. Küçük bir kurt yavrusu, ön patisi demir bir tuzağa sıkışmış halde çırpınıyordu. Metal dişler etine geçmiş, kürkü kana bulanmıştı. Yavru hırlamak istiyor ama gücü yetmediği için yalnızca zayıf bir inilti çıkarıyordu. Büyükanne bunun kaçak avcı işi olduğunu hemen anladı. Bu tuzaklar bazen günlerce kontrol edilmez, hayvanı yavaş yavaş ölüme terk ederdi. Ama asıl korkutucu olan şuydu: Anne kurt büyük ihtimalle yakınlardaydı. Bir an tereddüt etti. Sonra dizlerinin titremesine aldırmadan çömeldi. “Korkma,” diye fısıldadı, sanki karşısında bir bebek varmış gibi. Üzerindeki yün atkıyı çıkarıp yavrunun ağzına nazikçe doladı. Elleri titriyordu. Soğuktan mı, korkudan mı kendisi de bilmiyordu. Tuzak sertti. Mekanizmayı bulduğunda tüm gücüyle bastırdı. Metal gıcırdadı ama açılmadı. Dişlerini sıktı, tekrar denedi. Omuzları sızladı. Son bir hamleyle bastırdığında tuzak aniden gevşedi. Kurt yavrusu patisini hızla çekti, sendeleyerek birkaç adım geri gitti. Büyük, korku dolu gözlerle kadına baktı. Tam o sırada arkasında bir dal kırıldı. Büyükanne ağır ağır doğruldu. Kalbi göğsünden fırlayacak gibiydi. Çalıların arasından iri, gri bir siluet çıktı. Anne kurt. Hayvanın gözleri sabitti. Ne hırlıyor ne de saldırıyordu. Sadece bakıyordu. O bakışta hem öfke hem de tetikte bir dikkat vardı. Büyükanne kıpırdamadı. Kaçamayacağını biliyordu. Koşarsa av olurdu. Elleri iki yanında, olduğu yerde durdu. “Ben zarar vermedim,” diye fısıldadı titrek bir sesle. “Yardım ettim.” Kurt yavrusu hafifçe sendeleyerek annesine doğru yürüdü. Patisi kanlıydı ama basabiliyordu. Anne kurt yavruyu kokladı, sonra başını kaldırıp tekrar kadına baktı. O an zaman durmuş gibiydi. Rüzgâr ağaçların arasında uğulduyor, yapraklar kıpırdıyordu. Büyükanne gözlerini kaçırmadı ama meydan da okumadı. İçinde garip bir sakinlik vardı. Yapması gerekeni yapmıştı. Anne kurt bir adım attı. Büyükanne nefesini tuttu
- Ama saldırmadı. Başını hafifçe eğdi. Bu, bir tehdit değil; bir kabulleniş gibiydi. Ardından yavruyu önüne katıp yavaşça ormanın derinliklerine doğru yürüdü. Birkaç adım sonra gri gövdesi ağaçların arasında kayboldu. Büyükanne dizlerinin bağı çözülmüş gibi yere oturdu. Elleri hâlâ titriyordu. Az önce ölümle burun buruna gelmişti. Ama hayattaydı. Bir süre öylece kaldıktan sonra ayağa kalktı. Tam torbasını almak için eğilmişti ki yerde bir şey fark etti. Kurt yavrusunun kan damlaları, tuzağın bulunduğu yerden başlayıp biraz ileride kayboluyordu. Ama tuzağın hemen yanında başka izler vardı. İnsan ayak izleri. Taze. Demek ki avcı çok uzak değildi. İçine bir ürperti düştü. Hızla tuzağı aldı, mekanizmasını bozdu ve çalılıkların arasına fırlattı. Ardından patikaya yöneldi. Bu kez adımlarını daha hızlı atıyordu. Ormandan çıkmasına az kalmıştı ki uzaktan iki adamın konuşma sesini duydu. Eğilip çalıların arasına saklandı. Adamlar tuzağın olduğu yere doğru gidiyordu. “Buradaydı,” dedi biri. “Az önce kontrol etmemiş miydik?” Büyükanne nefesini tuttu. Adamlar biraz arandıktan sonra söylenerek uzaklaştı. Muhtemelen başka tuzaklarına bakmaya gidiyorlardı. Onlar gözden kaybolunca büyükanne patikadan koşar adım uzaklaştı. Eve vardığında kapıyı kilitledi, sırtını kapıya dayayıp derin bir nefes aldı. O gün mantar toplayamamıştı. Torbası boştu. Ama içi garip bir şekilde doluydu. Pencereden ormana baktı. İnsan bazen yoksullukla, bazen korkuyla sınanırdı. Ama asıl mesele, korkuya rağmen doğru olanı yapabilmekti. Ertesi sabah erkenden jandarmaya gidip kaçak avcıları ihbar etti. Çünkü o gün ormanda yalnızca bir kurt yavrusunu değil, kendi cesaretini de kurtarmıştı.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Benzer Galeriler
-
Gizemli Zarf ve Ölüm Sırrı
-
Kayıp Kızın Gizemli Mesajı
-
Büyükanne ormanda bir tuzak ve içine yakalanmış bir kurt yavrusu buldu
-
Üvey annem, babamın en sevdiği eski arabasını cenaze günü sattı; yedek lastiğin altında ne saklıydı
-
Yüksek güvenlikli, özellikle tehlikeli suçluların bulunduğu bir hapishanede herkes bu yaşlı adamın korkunç bir suç işlediğini düşünüyor ve onu cezalandırmaya çalışıyordu.
-
Kendi öz anne babam, alkolik ağabeyime ciğerimin bir parçasını bağışlamam için beni sadece bir kez değil, tam iki kez zorladı.


