DOLAR
Alış: 45.15
Satış: 45.33
EURO
Alış: 53.09
Satış: 53.31
GBP
Alış: 61.31
Satış: 61.77
ANKARA
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Ana Sayfa
Foto Galeri
8.05.2026
534 Görüntüleme
Kayınvalidem, düğünümde annem ve babamı
- Hayatımın en mutlu günü olması gereken düğünüm, birkaç dakikalık bir konuşmayla kabusa dönmüştü. Her şey ne kadar güzel başlamıştı oysa. Salon ışıl ışıldı, masalar çiçeklerle süslenmişti, dostlarımız ve akrabalarımız kahkahalar eşliğinde sohbet ediyordu. Yanımda eşim Emre vardı; elimi tutuyor, ara ara kulağıma eğilip “Her şey harika gidiyor,” diyordu. Ben de gerçekten öyle olduğuna inanıyordum. Ta ki kayınvalidem Pelin Hanım ayağa kalkana kadar. Çay bardağına kaşığıyla vurduğunda salondaki uğultu yavaşça kesildi. Yüzünde ince, yapmacık bir gülümseme vardı. Başta klasik bir düğün konuşması yapacağını düşündüm. Ama gözleri doğrudan anne ve babamın oturduğu masaya çevrilince içimde kötü bir his yükseldi. “İnsanların,” dedi sakin ama iğneleyici bir tonla, “kendi kızlarının düğününe tek kuruş katkı yapmadan gelmeleri gerçekten çok düşündürücü.” Salon bir anda buz kesti. Annemin yüzü soldu. Babam başını hafifçe eğdi. O an, yıllarca emek verip bizi büyüten o iki insanın herkesin içinde küçültülmesine tanık olmak içimi paramparça etti. Pelin Hanım durmadı. “Masrafların büyük kısmını biz karşıladık,” dedi. “Haliyle katkı yapmayanların belki de bu düğünde bulunmaması daha adil olur.” Sözleri bir tokat gibi çarptı. Annem babama eğilip bir şeyler fısıldadı. Babam ağır ağır ayağa kalktı. Sesi titremiyordu ama gözleri dolmuştu. “Eğer burada istenmiyorsak, biz gidelim,” dedi kısık bir sesle. O an zaman durdu sanki. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. Emre’ye döndüm. Yüzü taştan bir maskeye dönmüştü. Bir anda sandalyesini geriye itti. Çıkan ses salonda yankılandı. Ayağa kalktı ve mikrofonu eline aldı. “Bir dakika,” dedi net ve kararlı bir sesle. “Bu düğünle ilgili gerçekleri herkesin bilmesi gerekiyor.” Pelin Hanım’ın yüzündeki renk çekildi. Emre derin bir nefes aldı. “Bu düğünün masraflarını ailem tek başına karşılamadı,” dedi. “Hatta çoğunu ben ödedim.” Salonda fısıldaşmalar başladı. “Yıllardır çalışıyorum,” diye devam etti. “Bu düğün için birikim yaptım. Eşimle birlikte karar verdik. Kimseye yük olmak istemedik. Annem destek olmak istedi, kabul ettim. Ama bu, başka bir aileyi küçük düşürme hakkı vermez.” Pelin Hanım araya girmeye çalıştı. “Emre, şimdi sırası mı—” “Evet anne,” dedi Emre, gözlerini ondan ayırmadan. “Tam sırası.” Sonra herkesin duyabileceği bir netlikle konuştu: “Bu düğün iki ailenin birleşmesi için yapıldı. Bir tarafı utandırmak için değil. Benim eşimin ailesi onurlu insanlardır. Bugün buradalar çünkü kızlarının mutluluğunu görmek istediler. Para yüzünden değil.” Salondaki hava değişmeye başlamıştı. Biraz önce fısıldayanlar şimdi başlarıyla onaylıyordu. Emre mikrofonu babama uzattı. “Baba,” dedi, “lütfen oturun. Siz bizim baş tacımızsınız.” Babam bir an tereddüt etti. Sonra annemin elini tuttu ve yerine geri oturdu. Annemin gözlerinden süzülen yaş bu kez utançtan değil, gururdandı.
- Pelin Hanım sandalyesine çöktü. Bakışları yerdeydi. Ama Emre henüz bitirmemişti. “Bir evlilik,” dedi, “parayla değil, saygıyla kurulur. Eğer bugün burada bir ders çıkarılacaksa, o da şu: İnsanları maddi katkılarıyla değil, kalpleriyle değerlendirmek gerekir.” Ardından mikrofonu yerine bıraktı ve yanıma geldi. Elimi tuttu. Avucu sıcacıktı. O an salonda alkış yükseldi. Önce çekingen, sonra güçlü ve kararlı. O alkış sadece Emre’ye değil, anne babama, bize ve belki de doğru olanı savunma cesaretineydi. Gece ilerledikçe hava yumuşadı. Misafirler yeniden dans etmeye başladı. Müzik yükseldi. Bir ara annemle göz göze geldik. Bana gülümsedi. İçinde kırgınlık vardı belki ama daha çok huzur vardı. Pelin Hanım o gece sessiz kaldı. Bir daha kimseyi incitmeye cesaret edemedi. Düğünümüz kusursuz değildi belki. Ama o gece bir şey öğrendim: Gerçek mutluluk, süslü masalarda ya da gösterişli organizasyonlarda değil; yanında dimdik duran insandadır. Emre o gün sadece eşim olmadı. Aynı zamanda ailemin onurunu koruyan bir evlat oldu. Ve ben, hayatımın en doğru kararını verdiğimi o an bir kez daha anladım. Çünkü bir evlilikte en değerli şey para değil; zor bir anda kimin yanında durduğundur.
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


