Tereyağı Satıyordum
- 10 yaşındaki oğlum Veysel uyanmıştı. Bir an bana baktı. Üzerimdeki yıpranmış eteğimi ve eski hırkamı uzun uzun inceledi. Tam önlüklerine 5 lira koyup kapıdan çıkacakken, “Anne, o parayı bize verme,” dedi. “Kendin için biriktir. Eteğin ve hırkan çok eskimiş. Sen kendin için hiçbir şey almıyorsun, paranı hep bize harcıyorsun.”
- Bu sözler, kalbimi derin bir şekilde etkiledi. Veysel’in düşünceliliği ve endişesi, bir yandan gurur vericiydi, diğer yandan da içimi acıttı. Ona gülümsedim ve diz çökerek gözlerinin içine baktım. “Canım oğlum, sizin mutlu ve sağlıklı olmanız benim için her şeyden önemli. Bu kıyafetler beni rahatsız etmiyor, siz yeter ki iyi olun,” dedim. Veysel, “Ama anne, sen de mutlu olmalısın. Biz seni böyle görmek istemiyoruz,” diye ısrar etti. Onun bu sözleri karşısında duygulandım ve onu kucakladım. “Biliyorum, sevgilim. Sizlerin bu kadar duyarlı ve düşünceli olması beni zaten çok mutlu ediyor. Söz veriyorum, kendime de biraz daha özen göstereceğim. Ama şimdi, bu parayı alın ve okulda ihtiyacınız olan şeyleri alın, tamam mı?” Veysel istemeyerek de olsa başını salladı ve cebine parayı koydu. Ona sarıldım ve yanaklarına öpücükler kondurdum. “Hadi şimdi, okula geç kalmayın,” dedim. O gün pazara giderken içimde tarifsiz bir huzur ve mutluluk vardı. Çocuklarımın sevgisi ve desteği, her türlü zorluğun üstesinden gelmem için bana güç veriyordu. Pazarda tezgahımı açarken, geleceğe dair umutlarım daha da güçlenmişti. Zorluklara rağmen, çocuklarımın parlak bir geleceği olması için mücadele etmeye devam edecektim.
Hikayenin Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsin... 👇

